14.08.2026 08:54
Güncellenme: 22.08.2026 08:50

Orta Doğu'da devam eden ABD-İran gerilimi küresel piyasaların ana gündem maddesi olmayı sürdürüyor. Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına yönelik beklentilerin zayıflaması enerji arzı endişelerini artırırken, yatırımcıların gözü petrol, altın, Bitcoin ve merkez bankalarının faiz politikalarına çevrildi.
ABD'nin İran'a yönelik deniz ablukasını sürdürme ihtimali ve yeni ekonomik yaptırım beklentileri jeopolitik riskleri canlı tutuyor. İran ise yaptırımlar kaldırılmadan ve dondurulan varlıkları serbest bırakılmadan Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına izin vermeyeceğini belirtiyor.
Yatırımın Yeni Adı Paratron ile Siz de Kazanmaya Başlayın!
Savaş öncesinde Hürmüz Boğazı'ndan günlük yaklaşık 130-140 gemi geçerken, bu hafta trafik yalnızca 8 gemiye kadar geriledi.
Birleşik Arap Emirlikleri iki gemisinin Hürmüz'den geçiş sırasında saldırıya uğradığını açıklarken, Kızıldeniz'deki gelişmeler de enerji piyasalarındaki riskleri artırıyor.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), savaşın etkisiyle küresel petrol arzının 2026 yılında günlük 4,3 milyon varil azalabileceğini öngörüyor.
Brent petrol, altı günlük yükseliş serisinin ardından yüzde 2'nin üzerinde gerileyerek 87 dolar seviyesine çekildi.
Ancak Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz'deki güvenlik sorunları nedeniyle petrol piyasasında yukarı yönlü riskler devam ediyor. Özellikle arz kesintilerinin kalıcı hale gelmesi halinde petrol fiyatlarının yeniden yükselmesi küresel enflasyon açısından önemli bir tehdit oluşturabilir.
Jeopolitik riskler ve faiz beklentileriyle son dönemde güçlü yükselen değerli metallerde kâr satışları dikkat çekti.
Altının ons fiyatı 4.450 dolar seviyesini test ettikten sonra 4.320 dolara kadar geriledi. Teknik açıdan piyasaların takip ettiği ilk önemli direnç 4.500 dolar seviyesinde bulunuyor.
Gümüş ise son günlerde 66,75 dolara kadar yükselmesinin ardından 64 dolar seviyelerine çekildi. Gümüşte 71,50 dolar seviyesi önemli teknik direnç olarak öne çıkıyor.
Buna rağmen değerli metallerdeki ana yükseliş beklentisinin tamamen ortadan kalktığını söylemek için henüz erken.
Kripto para piyasasının lideri Bitcoin, küresel piyasalardaki belirsizliğe rağmen 63-65 bin dolar bandındaki hareketini sürdürüyor.
Bitcoin'in bu bölgedeki sıkışmayı yukarı yönlü kırması halinde piyasaların takip edeceği ilk önemli hedef 71 bin dolar seviyesinde bulunuyor.
Ancak jeopolitik risklerin ve enerji fiyatlarının yükselmesi, kripto varlıklar açısından da risk iştahını sınırlamaya devam ediyor.
ABD'de zayıf istihdam verilerinin ardından açıklanan tüketici ve üretici enflasyonu, Fed'in yakın vadede faiz artırmakta zorlanacağı beklentisini güçlendirdi.
Fed'in eylül ayında faizleri sabit tutacağına yönelik beklentiler güçlenirken, yıl sonuna ilişkin faiz artışı fiyatlaması da geriledi.
Bu tablo özellikle altın, gümüş ve Bitcoin gibi faiz getirisi bulunmayan veya daha yüksek risk taşıyan varlıklar açısından önem taşıyor.
Öte yandan petrol fiyatlarındaki yükselişin enflasyonu yeniden yukarı çekmesi, Fed'in önündeki en önemli risklerden biri olmaya devam ediyor.
Türkiye'de piyasaların odağında TCMB'nin yılın üçüncü Enflasyon Raporu bulunuyor.
TCMB, 2026 yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 26'dan yüzde 28'e yükseltirken, 2027 ve 2028 yıl sonu tahminlerini sırasıyla yüzde 15 ve yüzde 9 seviyesinde korudu.
TCMB Başkanı Fatih Karahan'ın açıklamaları, önümüzdeki dönemde para politikasının seyri açısından yakından takip ediliyor.
Jeopolitik risklerin azalması ve enflasyon görünümünde yeni bir bozulma yaşanmaması halinde, Ağırlıklı Ortalama Fonlama Maliyeti'nin yüzde 40 seviyesinden politika faizi olan yüzde 37'ye doğru kademeli olarak çekilmesi bekleniyor.
USDTRY kuru 47,90 seviyesine yükselirken, iki yıllık gösterge tahvilin bileşik faizi yüzde 41,41 seviyesine geriledi.
Türkiye'nin risk primini gösteren beş yıllık CDS ise 223 baz puan seviyesine gerileyerek savaş sonrası dönemin en düşük seviyelerine yaklaştı.
Bu tablo, küresel jeopolitik risklere rağmen Türkiye piyasalarında risk algısının önceki döneme kıyasla bir miktar iyileştiğine işaret ediyor.
Bugün yatırımcıların takip edeceği başlıca veriler arasında ABD perakende satışlar ve Michigan Üniversitesi tüketici güven endeksi bulunuyor.
Özellikle ABD'den gelecek ekonomik veriler, Fed'in eylül ayındaki faiz politikasına ilişkin beklentilerin şekillenmesinde belirleyici olabilir.