17.09.2026 10:57
Güncellenme: 17.09.2026 19:46

Temerrüt, bir borcun veya yerine getirilmesi gereken yükümlülüğün zamanında yerine getirilmemesi durumunu ifade eder. Son günlerde yatırım fonlarına ilişkin gelişmelerle birlikte “temerrüt nedir?” ve “temerrüde düşmek ne demek?” soruları yeniden gündeme geldi.
Pusula Portföy, 15 Eylül 2026 tarihinde bazı yatırım fonlarının katılma payı iade ödemelerinde temerrüt durumu oluştuğunu açıkladı. Tera Portföy de 16 Eylül 2026 tarihinde bazı fonlarında katılma payı iade ödemelerinde temerrüt oluştuğunu duyurdu. Bu gelişmelerin ardından temerrüt kavramı yatırımcıların da araştırdığı başlıklardan biri haline geldi.
Peki temerrüt ne demek, hangi durumlarda ortaya çıkar ve temerrüde düşmek ne anlama gelir?
Temerrüt, borçlunun vadesi gelen bir borcu veya yerine getirmesi gereken bir yükümlülüğü zamanında yerine getirmemesi durumudur.
Bir başka ifadeyle, ödeme veya ifa zamanı geldiği halde yükümlülüğün yerine getirilmemesi temerrüt durumuna yol açabilir. Temerrüt yalnızca banka kredilerinde değil; ticari borçlarda, kira ilişkilerinde, sözleşmelerde ve finansal piyasalardaki bazı yükümlülüklerde de gündeme gelebilir.
Temerrüdün oluşabilmesi için ilgili borcun veya yükümlülüğün niteliği, vadesi ve tarafların sözleşmede belirlediği şartlar önem taşır.
Yatırımın Yeni Adı Paratron ile Siz de Kazanmaya Başlayın!
“Temerrüde düşmek”, kişinin, şirketin veya ilgili tarafın zamanında yerine getirmesi gereken bir yükümlülüğü süresi içinde yerine getirememesi anlamına gelir.
Örneğin; vadesi gelen bir borcun zamanında ödenmemesi halinde borçlu açısından temerrüt gündeme gelebilir. Ancak her gecikmenin aynı hukuki sonucu doğuracağı düşünülmemelidir. Temerrüdün hangi şartlarda oluşacağı borcun türüne ve ilgili mevzuata göre değişebilir.
Bu nedenle “temerrüde düştü” ifadesi tek başına bir şirketin iflas ettiği veya faaliyetlerini durdurduğu anlamına gelmez.
Borçlu temerrüdü, borçlunun vadesi gelen borcunu zamanında yerine getirmemesi nedeniyle temerrüt durumuna düşmesini ifade eder.
Özellikle para borçlarında temerrüt faizi önemli bir sonuç olarak ortaya çıkabilir. Bunun yanında sözleşmenin hükümlerine ve uygulanacak mevzuata göre alacaklının başka hakları da bulunabilir.
Borçlu temerrüdünde kritik noktalar arasında borcun vadesi, ödeme yükümlülüğü, tarafların sözleşmesi ve varsa temerrüt için öngörülen bildirim veya ihtar şartları yer alır.
Temerrüt faizi, borcun zamanında ödenmemesi nedeniyle temerrüt tarihinden itibaren uygulanabilen faizdir.
Temerrüt faizinin oranı bütün borçlar için aynı değildir. Borcun tüketici işlemi, ticari işlem, kredi, kira veya başka bir hukuki ilişki kapsamında olması uygulanacak kuralları değiştirebilir.
Bu nedenle “2026 temerrüt faizi oranı” şeklinde tek bir rakam üzerinden bütün borçlar için hesaplama yapmak doğru değildir.
Temerrüt faizinin ne zaman başlayacağı borcun niteliğine ve ilgili hukuki düzenlemelere göre değişebilir.
Vadesi belirlenmiş bazı borçlarda vadenin geçmesi önemli bir başlangıç noktası olabilir. Bazı durumlarda ise borçlunun temerrüde düşürülmesi için bildirim veya ihtar gibi işlemler gündeme gelebilir.
Ticari işlerde ise tarafların sözleşmesi ve Türk Ticaret Kanunu ile diğer ilgili düzenlemeler dikkate alınır.
Bu nedenle temerrüt faizinin başlangıç tarihi belirlenirken yalnızca ödeme tarihine değil, borcun hukuki niteliğine de bakılması gerekir.
Temerrüt faizi hesaplamasında temel olarak borç tutarı, uygulanacak faiz oranı ve gecikme süresi dikkate alınır.
Basitleştirilmiş bir hesaplama şu şekilde gösterilebilir:
Temerrüt faizi = Ana para × yıllık faiz oranı × gecikme günü / 365
Örneğin; 100 bin TL'lik bir borç için yıllık %43 oran üzerinden 30 günlük basit bir hesaplama yapılırsa:
100.000 × 0,43 × 30 / 365 = yaklaşık 3.534 TL
Buradaki %43 oran yalnızca örnek olarak kullanılmıştır. 2026 yılında Türk Ticaret Kanunu'nun 1530. maddesi kapsamında mal ve hizmet tedarikinde geç ödemeler için belirlenen temerrüt faizi oranı yıllık %43'tür. Farklı borç türlerinde farklı oran ve kurallar uygulanabilir.
Bu nedenle gerçek bir temerrüt faizi hesaplamasında borcun türünün ve uygulanacak mevzuatın ayrıca belirlenmesi gerekir.
Temerrüt faiz oranı, borcun zamanında ödenmemesi halinde uygulanabilecek faiz oranıdır.
Türkiye'de temerrüt faizine ilişkin düzenlemeler borcun niteliğine göre farklılık gösterebilir. Ticari işlemler, tüketici işlemleri, kredi kartları ve diğer borç ilişkileri aynı faiz oranına tabi değildir.
Örneğin; Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Türk Ticaret Kanunu'nun 1530. maddesi kapsamında mal ve hizmet tedarikinde geç ödemeler için uygulanacak temerrüt faiz oranını her yıl yayımlar.
2026 yılı için bu kapsamda belirlenen yıllık oran %43, alacağın tahsili için talep edilebilecek asgari giderim tutarı ise 2.020 TL'dir.
Kanuni faiz ile temerrüt faizi aynı kavram değildir.
Kanuni faiz, belirli durumlarda kanunun öngördüğü faiz oranını ifade ederken temerrüt faizi, borcun zamanında yerine getirilmemesi sonrasında ortaya çıkan temerrüt durumuna bağlı olarak uygulanır.
Taraflar arasındaki sözleşme hükümleri, borcun türü ve özel kanuni düzenlemeler hangi faiz oranının uygulanacağını etkileyebilir.
Bu nedenle yalnızca “faiz oranı kaç?” sorusuna bakmak yerine borcun hangi hukuki ilişki kapsamında olduğunu belirlemek gerekir.
Ticari işlemlerde temerrüt faizi, ticari bir borcun zamanında yerine getirilmemesi halinde gündeme gelebilir.
Özellikle şirketler arasındaki mal ve hizmet tedarikinde geç ödemeler bakımından Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili hükümleri önem taşır.
TTK'nın 1530. maddesi kapsamında mal veya hizmet tedarikinde geç ödeme gerçekleşmesi halinde, belirli şartlar altında TCMB tarafından belirlenen temerrüt faizi oranı uygulanabilir.
2026 yılı için bu oran yıllık %43 olarak belirlenmiştir.
Temerrüt faizi ve gecikme faizi günlük kullanımda birbirine yakın anlamlarda kullanılabilse de hukuki açıdan her durumda aynı kavram olarak değerlendirilmemelidir.
“Gecikme faizi” daha genel bir ifade olarak kullanılabilirken temerrüt faizi, borçlunun hukuken temerrüde düşmesiyle bağlantılı özel bir sonuçtur.
Özellikle kredi, kredi kartı, vergi, ticari borç veya sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerde uygulanacak faiz türü ilgili mevzuata göre belirlenebilir.
Temerrüt farklı alanlarda ortaya çıkabilir.
Kredi taksitlerinin zamanında ödenmemesi belirli şartlar altında temerrüt sürecini gündeme getirebilir. Bankacılık sözleşmesi ve ilgili düzenlemeler burada önemlidir.
Şirketler arasındaki mal ve hizmet alımlarında ödemenin zamanında yapılmaması ticari temerrüt açısından değerlendirilebilir.
Kira bedelinin zamanında ödenmemesi de sözleşme ve ilgili hukuk kuralları çerçevesinde temerrüt sonuçları doğurabilir.
Vadesi gelen ödeme yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi de ilgili hukuki düzenlemelere göre temerrüt sonuçlarını gündeme getirebilir.
Temerrüt kavramı son dönemde yatırım fonları açısından da gündeme geldi.
Yatırım fonlarında katılma paylarının yatırımcı tarafından iade edilmesi halinde yatırımcıya yapılması gereken ödemenin belirlenen zamanda gerçekleştirilememesi durumunda temerrüt oluşabilir.
Eylül 2026'da Pusula Portföy, bazı fonlarının katılma payı iade ödemelerinde temerrüt durumu oluştuğunu açıkladı. Ardından Tera Portföy de bazı fonlarında katılma payı iade ödemelerinde temerrüt oluştuğunu duyurdu.
Burada “fon temerrüde düştü” ifadesi, ilgili yükümlülüğün zamanında yerine getirilememesine işaret eder. Tek başına fonun veya portföy yönetim şirketinin iflas ettiği anlamına gelmez.
Yatırımcı açısından önemli olan, ilgili fonun KAP açıklamalarını, fonun izahnamesini ve yapılan resmi duyuruları takip etmektir.
Hayır. Temerrüt ile iflas birbirinden farklı kavramlardır.
Temerrüt, bir ödeme veya başka bir yükümlülüğün zamanında yerine getirilmemesiyle ilgilidir.
İflas ise borçların ödenememesi nedeniyle çok daha farklı ve kapsamlı bir hukuki süreci ifade eder.
Dolayısıyla bir şirketin, yatırım fonunun veya başka bir finansal yapının belirli bir yükümlülüğünde temerrüt oluşması, otomatik olarak iflas ettiği anlamına gelmez.
Özellikle finans piyasalarında “temerrüt” haberleri değerlendirilirken bu iki kavramın birbirinden ayrılması önemlidir.
Temerrüde düşen borçlunun ne ödeyeceği borcun türüne ve uygulanacak hükümlere göre değişir.
Ana borcun yanında temerrüt faizi, sözleşmede düzenlenmiş diğer yükümlülükler ve mevzuatın izin verdiği bazı masraflar gündeme gelebilir.
Ancak bütün temerrüt durumlarında aynı faiz oranının veya aynı masraf kalemlerinin uygulanacağını söylemek doğru değildir.
Bu nedenle bir borcun temerrüt maliyetini hesaplarken borcun tutarı kadar, borcun hukuki niteliği ve sözleşme şartları da dikkate alınmalıdır.
Temerrüt ihtarı, bir kişinin veya şirketin vadesi gelmiş bir borcunu zamanında yerine getirmediğini bildirerek, borcun belirli bir süre içinde ödenmesini/yerine getirilmesini isteyen resmî uyarıdır.
Basitçe:
“Borcunuzun vadesi geçti. Borcunuzu şu süre içinde yerine getirin; aksi halde yasal işlemlere başvuracağız.”
Örneğin;
Bir şirketin başka bir şirkete 100.000 TL borcu var ve ödeme tarihi geçti. Alacaklı taraf temerrüt ihtarı göndererek:
bildirebilir.
Özellikle borçlunun temerrüde düşmesi, faiz başlangıcı, sözleşmeden dönme/fesih gibi bazı hukuki sonuçlar açısından önem taşıyabilir. Ancak her durumda ihtar şart değildir; borcun ve sözleşmenin niteliğine göre değişebilir.
2026 yılında temerrüt faizi için bütün borçlara uygulanabilecek tek bir oran bulunmuyor.
Örneğin; Türk Ticaret Kanunu'nun 1530. maddesi kapsamında mal ve hizmet tedarikinde geç ödemeler için TCMB tarafından belirlenen yıllık temerrüt faiz oranı %43 olarak uygulanıyor.
Bunun dışında; kredi kartları, tüketici kredileri, ticari borçlar ve diğer hukuki ilişkiler için farklı düzenlemeler söz konusu olabilir.
Bu nedenle internette yer alan tek bir faiz oranını bütün temerrüt hesaplamalarında kullanmak yerine, borcun hangi kategoriye girdiği belirlenmelidir.
Temerrüt faizinin mantığını anlamak için basit bir örnek üzerinden ilerlenebilir.
Ana borcun 100.000 TL, uygulanacak yıllık oranın %43 ve gecikme süresinin 30 gün olduğunu varsayalım.
100.000 TL × %43 × 30 / 365 hesabıyla yaklaşık 3.534 TL faiz ortaya çıkar.
Bu örnek yalnızca hesaplama yöntemini göstermek içindir. Gerçek bir borçta uygulanacak oran, faiz türü, başlangıç tarihi ve hesaplama yöntemi ayrıca belirlenmelidir.
“Temerrüt dahil değildir” ifadesi, bir sözleşmede veya hesaplamada belirtilen tutarın, temerrüt nedeniyle ortaya çıkabilecek faiz ve diğer ek yükümlülükleri kapsamadığını belirtir. Ancak ifadenin kesin anlamı, kullanıldığı sözleşmenin veya belgenin tamamına göre değerlendirilmelidir.
Temerrüt, en temel ifadeyle vadesi veya zamanı gelen bir borcun ya da yükümlülüğün zamanında yerine getirilmemesi durumudur.
“Temerrüde düşmek ne demek?” sorusunun cevabı ise borçlunun veya yükümlülüğü bulunan tarafın ilgili edimini zamanında yerine getirememesi şeklinde özetlenebilir.
Temerrüt; kredi ve borç ilişkilerinin yanı sıra ticari işlemler ve finans piyasalarındaki bazı ödeme yükümlülüklerinde de ortaya çıkabilir.
Son dönemde yatırım fonlarında yaşanan gelişmeler ise kavramın yalnızca borç ilişkilerinde değil, yatırımcıların karşılaştığı finansal süreçlerde de neden önemli olduğunu gösterdi.
Temerrüt ile iflasın aynı anlama gelmediği unutulmamalı; uygulanacak faiz ve diğer sonuçlar değerlendirilirken borcun veya yükümlülüğün türüne göre hareket edilmelidir.