178
0

Venezuela Krizi Gölgesinde Piyasalar Umursamadı: Risk İştahı Tam Gaz

Jeopolitik başlıklar küresel gündemi sarsarken, finansal piyasaların verdiği tepki dikkat çekiyor. ABD’nin Venezuela’ya yönelik hamlesi ve Trump’ın sert söylemlerine rağmen, küresel piyasalarda risk iştahı yeni yıla güçlü başladı.

Venezuela Krizi Gölgesinde Piyasalar Umursamadı: Risk İştahı Tam Gaz
Yazar: Jonah

Yayınlanma: 6 Ocak 2026 10:03

Güncellenme: 3 Mart 2026 01:27

Jeopolitik Risklere Rağmen Piyasalarda Risk İştahı Güçlü Seyrini Koruyor

Jeopolitik başlıkların küresel gündemi sert biçimde meşgul ettiği bir dönemde, finansal piyasalarda verilen tepki dikkat çekiyor. ABD’nin, Venezuela’da gerçekleştirdiği şafak operasyonu ve Maduro’nun devrilmesi, bölge özelinde belirsizlik ve endişeleri artırsa da, küresel piyasalarda risk iştahının yeni yıla güçlü bir başlangıç yaptığını görüyoruz. Caracas’tan gelen ilk izlenimler, net bir geçiş planının olmamasının ülkeyi kaosa sürükleyebileceğine işaret ederken, petrol pazarlıkları ve oluşabilecek güç boşluğunun yeni çatışma risklerini beraberinde getirdiği değerlendiriliyor.

Trump cephesinden gelen “müdahale sürebilir” mesajları ve Venezuela sonrası Küba, Meksika ve hatta Grönland’a uzanan sert söylemler, ABD’nin bu adımının başka ülkelere emsal olup olmayacağı sorusunu da gündeme taşıdı. İngiliz Parlamentosu’ndan gelen, bu hamlenin Rusya ve Çin’i cesaretlendirebileceği yönündeki değerlendirmeler, jeopolitik risk algısının canlı kalmasına neden oluyor. Ancak tüm bu belirsizliklere rağmen, küresel finansal piyasaların bu gelişmeleri büyük ölçüde fiyatlamadığı görülüyor.

Zayıf ABD Doları Teması Güçleniyor

Piyasalar cephesinde ana tema, yeni yılın ilk işlem günlerinde de olduğu gibi zayıf ABD doları olmaya devam ediyor. ABD’den gelen görece zayıf makroekonomik veriler ve Fed’den beklenen faiz indirimleri, dolar endeksi üzerindeki baskıyı artırırken, riskli varlıklara olan talebi destekliyor. Venezuela kaynaklı petrol arzının orta vadede artabileceği beklentisi ise petrol fiyatları üzerinde sınırlı bir etki yarattı. Brent petrol fiyatı haftayı 60 dolar seviyeleri civarında tamamlarken, yaşanan jeopolitik gelişmelere rağmen sert bir fiyatlama görülmedi.

Yatırımın Yeni Adı Paratron ile Siz de Kazanmaya Başlayın!

Zayıf dolar teması, kıymetli metaller cephesinde güçlü alımları beraberinde getirdi. Gümüşün ons fiyatı yeni yılın ilk günlerinde yaklaşık %10 yükselerek 79 dolar seviyesine ulaşırken, altının ons fiyatı da artan güvenli liman talebiyle birlikte yükselişini sürdürdü. Teknik olarak destek seviyelerden gelen alımların etkisiyle, kıymetli metallerde yukarı yönlü eğilimin korunabileceğini düşünüyoruz.

Kripto para piyasasında da benzer bir tablo söz konusu. Uzun süredir 90 bin dolar seviyesinin altında sıkışan Bitcoin, aşağı yönlü bir kırılım gerçekleştirmeden yönünü yukarı çevirdi ve 94 bin dolar seviyelerine kadar yükseldi. Genel olarak kripto varlıklarda alım iştahının korunduğunu, risk iştahının bozulmadığını gözlemliyoruz.

Türkiye’de Enflasyon ve Faiz İndirimi Beklentisi

Yurt içinde ise odak noktası TÜİK tarafından açıklanan enflasyon verileri oldu. Aralık ayında TÜFE aylık bazda %0,89 artış kaydederken, yıllık enflasyon %30,89 seviyesinde gerçekleşti. TCMB’nin yakından takip ettiği çekirdek enflasyon göstergelerinde de ılımlı bir seyir izlenmesi, enflasyonun yeni yılda gerilemeye devam edeceği yönündeki beklentileri güçlendirdi. Bu görünüm doğrultusunda, 22 Ocak’ta gerçekleştirilecek PPK toplantısında en az 150 baz puanlık bir faiz indirimi beklentisi öne çıkıyor.

Faiz indirimi beklentileri, TL varlıklar açısından olumlu bir zemini beraberinde getiriyor. Borsa İstanbul’da yılın ilk işlem günlerinde görülen yükseliş, bu beklentilerin fiyatlanmaya başladığını gösteriyor. BIST 100 endeksi yeni yıla güçlü bir başlangıç yaparken, özellikle bankacılık hisseleri ön plana çıkıyor. Faiz indirimlerinden olumlu etkilenmesi beklenen bankacılık sektöründe, yatırım fonları aracılığıyla pozisyon alınabileceğini, özelinde ise Akbank hisselerinin dikkat çektiğini düşünüyoruz. Tahvil cephesinde ise 2 yıl vadeli gösterge tahvil ve tahvil-bono fonlarının portföylerde yer almasının anlamlı olduğunu değerlendiriyoruz.

ABD–Türkiye İlişkileri ve Sermaye Girişleri

Küresel cephede gözler, Erdoğan ile Trump arasında gerçekleşen telefon görüşmesine de çevrildi. Görüşmede ikili ilişkiler, savunma sanayii ve ticaret başlıklarının yanı sıra Gazze ve Venezuela gibi bölgesel konuların ele alındığı görüldü. Türkiye’nin Venezuela’nın istikrarsızlığa sürüklenmemesi yönündeki hassasiyetinin ABD tarafına iletildiği açıklanırken, BM Güvenlik Konseyi’nden de gelişmelere ilişkin sert tepkiler geldi.

Tüm bu başlıklar eşliğinde küresel piyasalar, jeopolitik riskleri büyük ölçüde göz ardı ederek zayıf dolar temasını fiyatlamaya devam ediyor. Dolar endeksinde 97,50 seviyesinin aşağı yönlü kırılması halinde, EUR/USD paritesinde 1,22 seviyelerine doğru bir hareketin gündeme gelebileceğini düşünüyoruz. Türkiye özelinde ise enflasyon görünümündeki iyileşme, faiz indirim beklentileri ve ABD-Türkiye ilişkilerine dair görece olumlu hava, sermaye girişlerini destekleyici unsurlar olarak öne çıkıyor.

Sonuç:

Özetle jeopolitik risklerin yoğunluğuna rağmen küresel piyasalarda risk iştahının canlı kaldığını, hisse senetleri, kıymetli metaller ve kripto varlıklarda bu eğilimin net biçimde hissedildiğini söylemek mümkün. Piyasaların kısa vadede manşet risklerinden ziyade para politikası ve likidite koşullarına odaklanmaya devam edeceği görüşümüzü koruyoruz.

En Popüler Haberler

Yorum Yap

Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Borsa uzmanı görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.

Yorumlar

Henüz yorum yapan yok! İlk yorumu siz yapın...