29.06.2026 08:53
Güncellenme: 07.07.2026 08:47

Küresel piyasalarda son dönemin en önemli gündem maddelerinden biri ABD Merkez Bankası'nın (Fed) izleyeceği faiz politikası olmaya devam ediyor. Fed Başkanı Kevin Warsh'ın geleneksel ileriye dönük yönlendirme yönteminden uzak durması, yatırımcıların geleceğe yönelik beklentilerini şekillendirmesini zorlaştırıyor.
Piyasalar uzun yıllardır merkez bankalarının verdiği mesajlarla yön bulurken, Warsh'ın daha kapalı iletişim stratejisi faiz beklentilerinde oynaklığı artırıyor.
Faiz artışı ihtimalinin yeniden gündeme gelmesi riskli varlıklar üzerinde baskı yaratıyor. Bitcoin son dönemde 60 bin dolar seviyesinin altını test ederek dikkat çekici bir geri çekilme yaşadı.
Uzmanlar, spot Bitcoin ETF'lerinden devam eden çıkışların ve yatırımcıların daha güvenli varlıklara yönelmesinin kripto piyasasındaki satışları hızlandırdığını belirtiyor.
Yatırımın Yeni Adı Paratron ile Siz de Kazanmaya Başlayın!
Güçlenen dolar ve yükselen faiz beklentileri, faiz getirisi olmayan kıymetli metaller üzerinde baskı oluşturuyor.
Altın ve gümüş fiyatlarında görülen sert geri çekilmelerin temel nedenleri arasında:
yer alıyor.
ABD ile İran arasındaki diplomatik görüşmeler ve Hürmüz Boğazı'ndaki risklerin azalması petrol fiyatlarını aşağı çekiyor.
Brent petrolün savaş dönemindeki yüksek seviyelerden geri çekilmesi, küresel enflasyon baskısının hafiflemesine katkı sağlayabilecek gelişmeler arasında gösteriliyor.
Petrol fiyatlarındaki düşüş Türkiye açısından da olumlu değerlendiriliyor. Enerji maliyetlerinin gerilemesi cari açık ve enflasyon görünümünü desteklerken, piyasalarda TCMB'nin önümüzdeki dönemde faiz indirimi için daha fazla hareket alanı bulabileceği konuşuluyor.
Özellikle haziran ayı enflasyon verileri ve küresel piyasalardaki gelişmeler, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın atacağı adımlar açısından belirleyici olacak.
Bu hafta açıklanacak ABD tarım dışı istihdam verisi ve Fed yetkililerinden gelecek açıklamalar, piyasalarda yön arayışının devam etmesine neden olabilir.
Yatırımcılar hem faiz beklentilerini hem de ekonomik büyümenin seyrini değerlendirmeye çalışırken, volatilitenin kısa vadede yüksek kalması bekleniyor.
Son yıllarda yapay zekâ yatırımları teknoloji şirketlerinin büyümesinde önemli rol oynarken, 2026 itibarıyla piyasalarda yeni bir kavram öne çıkmaya başladı: Yapay zekâ enflasyonu.
Yapay zekâ sistemlerinin çalışabilmesi için gerekli olan yüksek performanslı işlemciler, bellek çipleri ve veri merkezlerine yönelik talep rekor seviyelere ulaştı. Özellikle Nvidia, Micron, SK Hynix ve Samsung gibi şirketlerin ürettiği donanımlara olan yoğun ilgi, tedarik zincirinde maliyet baskısını artırıyor.
Bu baskının ilk somut örneklerinden biri Apple'dan geldi. Şirket, artan bellek ve depolama maliyetlerini gerekçe göstererek bazı ürünlerinde fiyat güncellemesine gitti. Analistler, benzer maliyet artışlarının önümüzdeki dönemde diğer teknoloji üreticilerine de yansıyabileceğini belirtiyor.
Uzmanlara göre, yapay zekâ yatırımları kısa vadede teknoloji şirketlerinin gelirlerini desteklese de, artan donanım maliyetleri kârlılık üzerinde baskı yaratabilir. Bu nedenle yatırımcılar artık yalnızca yapay zekâ büyümesine değil, bu büyümenin maliyetine de odaklanmaya başladı.
Önümüzdeki dönemde Fed'in faiz politikası ile yapay zekâ kaynaklı maliyet baskılarının birlikte değerlendirilmesi bekleniyor. Özellikle yüksek faiz ortamında finanse edilen büyük ölçekli veri merkezi projelerinin sürdürülebilirliği, teknoloji hisselerinin performansında belirleyici unsurlardan biri olabilir.