
Yayınlanma: 21 Ocak 2026 13:03
Güncellenme: 24 Ocak 2026 18:53
Korelasyon, iki veya daha fazla finansal varlığın fiyat hareketlerinin birbiriyle olan ilişkisini ölçen istatistiksel bir kavramdır. Yatırım dünyasında korelasyon, risk yönetimi ve portföy çeşitlendirmesi açısından kritik bir rol oynar. Doğru kullanılan korelasyon analizi, yatırımcıların aynı yönde hareket eden varlıklara aşırı maruz kalmasını önleyerek daha dengeli ve dayanıklı portföyler oluşturmasına yardımcı olur.
Korelasyon katsayısı -1 ile +1 arasında değer alır:
+1 korelasyon: Varlıklar aynı yönde ve aynı oranda hareket eder.
0 korelasyon: Varlıklar arasında belirgin bir ilişki yoktur.
-1 korelasyon: Varlıklar ters yönde hareket eder.
Örneğin, iki hisse senedinin korelasyonu +0,90 ise biri yükselirken diğeri de büyük olasılıkla yükselir. Buna karşılık, -0,70 korelasyon ters yönlü güçlü bir ilişkiyi ifade eder.
Yatırımın Yeni Adı Paratron ile Siz de Kazanmaya Başlayın!
Portföy çeşitlendirme, farklı varlık sınıflarına yatırım yaparak toplam riski azaltmayı amaçlar. Ancak yalnızca varlık sayısını artırmak yeterli değildir. Önemli olan, birbirleriyle düşük veya negatif korelasyona sahip varlıkları bir araya getirmektir.
Yüksek korelasyonlu varlıklar:
Aynı anda düşebilir.
Kriz dönemlerinde beklenen korumayı sağlamaz.
Düşük korelasyonlu varlıklar:
Dalgalanmayı azaltır.
Getiriyi daha istikrarlı hâle getirir.
Tarihsel olarak bazı varlık sınıfları arasında düşük veya negatif korelasyon gözlemlenir:
Hisse senetleri – Altın: Genellikle düşük veya ters korelasyon
Hisse senetleri – Tahviller: Ekonomik döngüye bağlı olarak değişken
Dolar – Emtialar: Çoğu zaman ters korelasyon
Kripto paralar – Geleneksel varlıklar: Döneme göre değişmekle birlikte düşük korelasyon potansiyeli
Bu ilişkiler sabit değildir; piyasa koşullarına göre zaman içinde değişebilir.
Yatırımcılar korelasyonu analiz ederken genellikle geçmiş fiyat verilerini kullanır. En yaygın yöntem, belirli bir zaman dilimi için korelasyon katsayısını hesaplamaktır.
Dikkat edilmesi gereken noktalar:
Kısa vadeli korelasyonlar yanıltıcı olabilir.
Kriz dönemlerinde korelasyonlar artma eğilimi gösterir.
Uzun vadeli analizler daha sağlıklı sonuç verir.
Bu nedenle korelasyon, tek başına değil; volatilite, beta ve makroekonomik göstergelerle birlikte değerlendirilmelidir.
Normal şartlarda düşük korelasyona sahip varlıklar, piyasa stresinin arttığı dönemlerde aynı yönde hareket etmeye başlayabilir. Bu duruma korelasyon kırılması veya korelasyon riski denir.
Özellikle:
Küresel krizler
Likidite sıkışıklıkları
Ani faiz ve jeopolitik şoklar
gibi dönemlerde, yatırımcıların beklediği çeşitlendirme etkisi zayıflayabilir.
Etkili bir portföy için:
Aynı sektörden veya aynı ülkeye ait varlıkların ağırlığı sınırlandırılmalı.
Hisse senedi, tahvil, emtia ve alternatif yatırımlar dengeli dağıtılmalı.
Korelasyon düzenli olarak yeniden analiz edilmeli.
Amaç, maksimum getiriyi değil; risk başına getiriyi optimize etmektir.
Korelasyon, yatırımcılara portföy riskini daha bilinçli yönetme imkânı sunar. Birbirine yüksek korelasyonlu varlıklardan oluşan portföyler, dalgalı piyasalarda ciddi kayıplara yol açabilir. Buna karşılık, düşük korelasyonlu varlıkların dengeli dağılımı, uzun vadede daha istikrarlı ve sürdürülebilir getiri sağlar.
Portföy çeşitlendirmede asıl mesele, kaç varlık olduğu değil; bu varlıkların birbirleriyle nasıl ilişki kurduğudur.