
Yayınlanma: 22 Ocak 2026 10:17
Güncellenme: 24 Ocak 2026 19:10
Küresel piyasalar, ABD Başkanı Donald Trump’ın Davos Zirvesi’nde Grönland üzerinden yürüttüğü sert söylemleri yumuşatmasıyla birlikte rahat bir nefes aldı. Haftalardır NATO, AB ve ABD ilişkilerinde tansiyonu artıran tarife ve güç kullanımı tehditlerinin askıya alınması, yatırımcıların yeniden riskli varlıklara yönelmesini sağladı. Bu gelişme, küresel risk iştahının toparlanmasında belirleyici oldu.
Trump’ın, Avrupa ile güvenlik, kritik madenler ve füze savunmasını kapsayan uzun vadeli bir çerçeve anlaşmasına işaret etmesi, 1 Şubat’ta yürürlüğe girmesi beklenen tarifelerin de rafa kaldırıldığı şeklinde yorumlandı. Bu adım, ticaret savaşı endişelerini azaltırken, piyasalardaki volatiliteyi de sınırladı.
Yatırımın Yeni Adı Paratron ile Siz de Kazanmaya Başlayın!
Trump’ın geri adımı sonrası ABD borsalarında güçlü bir toparlanma izlendi. S&P 500 endeksi son iki ayın en güçlü günlük yükselişini kaydederken, küçük ve orta ölçekli şirketleri temsil eden Russell 2000 endeksi %2’nin üzerinde değer kazandı. Bu tablo, “ABD’yi sat” temasının kısa vadede zayıfladığını ve yatırımcıların yeniden hisse senetlerine yöneldiğini gösteriyor.
Asya piyasalarında da iyimser hava hâkim. Japon tahvil piyasasında yaşanan sert dalgalanmanın hafiflemesi ve küresel risk algısının yumuşamasıyla Tokyo Borsası %2 yükselirken, Güney Kore Kospi endeksi rekor serisini sürdürerek 5.000 puan seviyesini aştı.
Trump’ın, tansiyonu düşürmesiyle birlikte güvenli liman talebinde kısa vadeli bir zayıflama görüldü. Altının ons fiyatı rekor seviyelerden yaklaşık 100 dolar geri çekilerek 4.800 doların altına inerken, gümüşte de teknik hedeflerin görülmesi sonrası belirgin bir düzeltme yaşandı.
Uzmanlar, bu geri çekilmeyi bir trend değişimi olarak değil, güçlü yükseliş sonrası sağlıklı bir soluklanma olarak değerlendiriyor. Yeni dünya düzeni, jeopolitik belirsizlikler ve rezerv para sistemine yönelik sorgulamalar nedeniyle altın ve gümüşün orta–uzun vadede güvenli liman özelliğini koruması bekleniyor.
Türkiye cephesinde ise gözler bugün Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısına çevrildi. Piyasalarda genel beklenti, TCMB’nin politika faizini 150 baz puan indirerek %36,50 seviyesine çekmesi yönünde.
Borsa İstanbul’da son günlerde banka hisseleri öncülüğünde olumlu bir görünüm dikkat çekiyor. Faiz indirimi beklentisinin bankacılık sektörü üzerindeki pozitif etkisi sürerken, tahvil faizlerinde de belirgin bir gerileme yaşanıyor. İki yıllık gösterge tahvil faizi %35 seviyelerine kadar düşmüş durumda.
USD/TRY kuru kontrollü seyrini sürdürürken, Türkiye’nin CDS risk primi 217 baz puan seviyelerine gerileyerek olumlu görünümü destekliyor. Yabancı yatırımcı ilgisinin artması ve dezenflasyon sürecine yönelik iyimser beklentiler, Türk varlıklarının pozitif ayrışmasını sürdürüyor.
Dolar endeksi (DXY), Trump’ın geri adımı sonrası toparlanma eğilimi gösterirken, ABD tahvillerine yeniden alım geldiği gözlemleniyor. VIX endeksindeki gerileme, piyasalardaki panik havasının şimdilik dağıldığını gösteriyor.
Önümüzdeki günlerde Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) açıklamaları, ABD’de açıklanacak PCE enflasyon verisi ve Türkiye’de kredi derecelendirme kuruluşlarının değerlendirmeleri piyasalarda yön tayini açısından kritik olacak.
Trump’ın söylem değişikliği kısa vadede küresel piyasaları rahatlatmış olsa da, jeopolitik riskler ve yeni dünya düzenine ilişkin belirsizlikler tamamen ortadan kalkmış değil. Bu nedenle yatırımcıların temkinli iyimserliğini koruması, portföylerde risk yönetimine ve çeşitlendirmeye önem vermesi öne çıkıyor.