01.09.2026 10:00
Güncellenme: 08.09.2026 18:16

Küresel piyasalar yeni aya ABD-İran geriliminin yeniden tırmanmasıyla başladı. Hürmüz Boğazı'na ilişkin endişeler Brent petrolü 91 doların üzerine taşırken, ABD 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,78'e yükseldi. Fed'in eylülde faiz artırma ihtimali yüzde 65'e çıkarken, Borsa İstanbul günü yüzde 2,1 düşüşle tamamladı.
Küresel finans piyasalarında yeni haftanın ilk işlem gününde jeopolitik riskler ve yeniden güçlenen enflasyon endişeleri öne çıktı. ABD ile İran arasındaki gerilimin yeniden tırmanması, enerji fiyatlarını yukarı çekerken tahvil faizlerinde de yükseliş yaşandı.
Yaklaşık altı aydır kapalı olan Hürmüz Boğazı'na ilişkin gelişmeler, yatırımcıların en yakından takip ettiği başlıkların başında geliyor. Bölgedeki çatışmaların yeniden şiddetlenmesi ve deniz trafiğinin azalması, küresel petrol arzına ilişkin endişeleri artırdı.
Yatırımın Yeni Adı Paratron ile Siz de Kazanmaya Başlayın!
ABD'nin İran'a yönelik baskısını artırması ve bölgede yeniden karşılıklı saldırıların yaşanması sonrasında Brent petrolün varil fiyatı yüzde 2'nin üzerinde yükselerek 91 dolar seviyesini aştı.
Hürmüz Boğazı, küresel petrol ve enerji ticareti açısından kritik öneme sahip. Boğazın uzun süre kapalı kalması veya bölgedeki petrol altyapısının hedef alınması halinde enerji fiyatlarında yeni bir yükseliş dalgası yaşanabileceği değerlendiriliyor.
Petrol fiyatlarındaki yükseliş aynı zamanda küresel enflasyon beklentilerini de olumsuz etkiliyor. Enerji maliyetlerinin artması, merkez bankalarının faizleri daha uzun süre yüksek tutmasına veya yeniden faiz artırmasına yönelik beklentileri güçlendirebilir.
Piyasaların bir diğer önemli gündem maddesi ise Fed'in faiz politikası oldu.
Fed Başkanı Kevin Warsh'ın son dönemdeki şahin açıklamalarının ardından eylül ayında faiz artırımı ihtimali yeniden yükseldi. Vadeli faiz kontratlarında 16 Eylül'deki Fed toplantısında 25 baz puanlık faiz artışı ihtimali yüzde 65 seviyesine çıktı.
Yıl sonuna kadar toplam 37 baz puanlık faiz artışının fiyatlandığı görülüyor.
Fed açısından önümüzdeki dönemde özellikle enflasyon ve istihdam verileri kritik olacak. Enerji ve gıda fiyatlarında yeni bir yükseliş yaşanması, enflasyonla mücadeleyi zorlaştırabilir.
Enflasyon endişelerinin güçlenmesi tahvil piyasasında da etkisini gösterdi.
ABD'nin gösterge 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,78'e yükselerek Ocak 2025'ten bu yana en yüksek seviyesine çıktı.
30 yıllık tahvil faizleri de yüzde 5'in üzerinde kalmaya devam ediyor. Küresel ölçekte tahvil faizlerinin yükselmesi, hisse senetleri ve faiz getirisi olmayan altın gibi varlıklar üzerinde baskı oluşturuyor.
Japonya'da ise 10 yıllık tahvil faizi yüzde 3 seviyesini test ederek yaklaşık 30 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Almanya ve Fransa'da uzun vadeli tahvil faizlerinin de son 15 yılın zirvelerini test etmesi dikkat çekti.
Japonya Merkez Bankası'nın da faiz politikasında daha şahin bir çizgiye yönelmesi bekleniyor.
18 Eylül'deki BoJ toplantısında faiz artırımı ihtimali yüzde 74 seviyesine yükseldi. Dolar karşısında 160 seviyesine yaklaşan Japon yeni ise yeniden müdahale tartışmalarının merkezine yerleşti.
Fed'in faiz artırması halinde doların güçlenmesi ve yen üzerindeki baskının artması, Japonya Merkez Bankası'nın faiz konusunda daha hızlı hareket etmesine neden olabilir.
Ağustos ayında güçlü yükseliş gösteren değerli metaller, Fed Başkanı Warsh'ın şahin açıklamalarının ardından satış baskısıyla karşılaştı.
Altının ons fiyatı 4.440 dolar seviyesine kadar gerilerken, gümüş 67 doların altına çekildi.
Buna rağmen uzun vadede değerli metallere yönelik pozitif beklentilerin devam ettiği görülüyor. Küresel borçluluğun yüksek seyretmesi, kamu açıklarının büyümesi ve merkez bankalarının rezerv çeşitlendirmesi altın açısından destekleyici unsurlar arasında bulunuyor.
Gram altın ise ons altındaki gerilemenin etkisiyle 6.900 TL seviyesine kadar çekildi.
Türkiye piyasalarında ise SPK'nın yatırım fonlarına yönelik yeni düzenlemesinin ardından ilk işlem gününde yüksek volatilite görüldü.
BIST 100 endeksi günü yüzde 2,1 düşüşle tamamladı.
Küresel piyasalardaki risk iştahının azalması, ABD-İran geriliminin yeniden yükselmesi ve Fed'in şahin mesajları Borsa İstanbul üzerindeki satış baskısını artırdı.
Geçtiğimiz hafta güçlü yükseliş gösteren Halkbank hissesi ise kâr realizasyonlarının etkisiyle günü yaklaşık yüzde 8,5 düşüşle tamamladı.
SPK düzenlemesinin uyum süreci boyunca özellikle fonların yüksek oranda pozisyon taşıdığı bazı hisselerde satış baskısı oluşabileceği değerlendiriliyor.
Türk lirası tarafında kurun kontrollü yükselişi devam ediyor.
USD/TRY kuru 48,27 seviyesine yükselirken, iki yıllık gösterge tahvilin bileşik faizi yüzde 40'ın hemen altında yatay seyrini korudu.
TCMB'nin normalleşme adımlarının ardından piyasa faizlerinde gevşeme görülürken, CDS risk primi de 219 baz puan seviyesinde bulunuyor.
Merkez Bankası'nın politika faizinde ilk indirime ekim ayında başlaması beklenirken, önümüzdeki dönemde enflasyon verileri faiz politikasının yönü açısından belirleyici olacak.
Türkiye ekonomisi 2026 yılının ikinci çeyreğinde yıllık bazda yüzde 2,3 büyüdü. Piyasa açısından büyüme oranının potansiyelin altında kaldığı değerlendirilirken, yatırımcıların gözü artık daha güncel ekonomik göstergelere çevrildi.
Bu hafta Türkiye piyasalarının en önemli gündem maddesi ise TÜİK tarafından açıklanacak ağustos ayı enflasyon verisi olacak.
Piyasa beklentisi aylık enflasyonun yüzde 2'nin hemen altında gerçekleşmesi yönünde.
Ağustos enflasyonunun yanı sıra ABD'de açıklanacak tarım dışı istihdam verisi de küresel piyasaların yönü açısından kritik önem taşıyor. İstihdamın güçlü gelmesi Fed'in faiz artırımı için elini güçlendirebilirken, zayıf bir veri faiz beklentilerinin yeniden değişmesine neden olabilir.
Yeni aya girilirken küresel piyasaların üç temel riskle karşı karşıya olduğu görülüyor: jeopolitik gerilim, yüksek enerji fiyatları ve artan faiz beklentileri.
Hürmüz Boğazı'nda gerilimin devam etmesi, petrol fiyatlarını yukarı taşıyabilir. Bu durum küresel enflasyon beklentilerini artırarak merkez bankalarının faiz indirimlerini geciktirmesine, hatta bazı ekonomilerde yeniden faiz artışlarının gündeme gelmesine neden olabilir.
Önümüzdeki günlerde özellikle petrol fiyatları, ABD tahvil faizleri, Fed mesajları ve Türkiye'nin enflasyon verisi piyasaların yönü açısından yakından izlenecek.
Bu içerik yatırım tavsiyesi değildir. Finansal piyasalar yüksek risk içerir. Yatırım kararları verilmeden önce kişisel araştırma yapılması ve gerektiğinde profesyonel destek alınması önemlidir.