02.09.2026 09:24
Güncellenme: 08.09.2026 15:01

Küresel piyasalar eylül ayına jeopolitik riskler, yükselen enerji fiyatları, artan enflasyon endişeleri ve yüksek tahvil faizlerinin baskısı altında başladı. ABD ile İran arasındaki gerilimin yeniden tırmanması Hürmüz Boğazı'na ilişkin arz endişelerini artırırken, Brent petrol 96 dolar seviyesine yaklaştı.
Aynı dönemde ABD 10 yıllık tahvil faizi %4,80'in üzerine çıkarak yaklaşık üç yılın zirvesini test etti. Yükselen faizler, merkez bankalarının faiz indirimleri konusunda daha temkinli davranabileceği beklentisini güçlendirirken, hisse senetleri ve diğer riskli varlıklar üzerinde baskı oluşturuyor.
Yatırımın Yeni Adı Paratron ile Siz de Kazanmaya Başlayın!
ABD ile İran arasında yeniden başlayan karşılıklı saldırılar küresel enerji piyasalarının en önemli gündem maddelerinden biri haline geldi.
İran'ın tanker geçişleri üzerindeki baskısını artırması ve ABD'nin boğaza yakın askeri hedefleri vurması, petrol arzında yeni kesintiler yaşanabileceği endişesini beraberinde getirdi.
Brent petrolün varil fiyatı 96 dolar seviyesine yaklaşırken, Avrupa'da doğal gaz fiyatları da son 3,5 yılın en yüksek seviyesine çıktı.
Enerji fiyatlarındaki yükselişin kalıcı hale gelmesi, küresel enflasyon üzerinde yeni bir baskı oluşturabilir. Bu nedenle yatırımcılar yalnızca petrol fiyatlarını değil, petrol fiyatlarının merkez bankalarının para politikalarına etkisini de yakından takip ediyor.
Piyasalarda dikkat çeken bir diğer gelişme ise tahvil faizlerindeki yükseliş oldu.
ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi %4,80 seviyesinin üzerine çıkarken, Almanya ve İngiltere'de uzun vadeli tahvil faizleri de yılların en yüksek seviyelerine ulaştı.
Japonya'da ise 10 yıllık tahvil faizi yaklaşık 30 yıl sonra ilk kez %3 seviyesine yükseldi.
Bu hareketin arkasında yalnızca enflasyon endişeleri bulunmuyor. Artan bütçe açıkları, büyüyen kamu borçları ve özellikle yapay zeka yatırımlarını finanse etmek isteyen teknoloji şirketlerinin yoğun borçlanması tahvil arzını artırıyor.
Tahvil faizlerinin yükselmesi devletlerin yanı sıra şirketlerin ve hane halkının borçlanma maliyetlerini de artırıyor.
Piyasaların en önemli sorularından biri, Fed'in eylül ayında faiz artırıp artırmayacağı.
Fed Başkanı Kevin Warsh'ın Jackson Hole'daki şahin mesajlarının ardından faiz artışı beklentileri belirgin şekilde yükseldi. Eylül toplantısında 25 baz puanlık faiz artışı ihtimali yaklaşık %67 seviyesine çıktı.
Ancak Fed'in kararında özellikle iki veri kritik olacak:
İstihdam piyasasının güçlü kalması ve enflasyonun beklentilerin üzerinde seyretmesi halinde faiz artışı ihtimali daha da güçlenebilir.
Yükselen faizler, faiz getirisi bulunmayan kıymetli metaller üzerinde kısa vadeli baskı oluşturdu.
Altının ons fiyatı kısa süre önce 4.700 dolar seviyesini test ettikten sonra 4.300 dolar seviyelerine kadar geriledi.
Gümüşte de benzer bir hareket görüldü. 71 dolar seviyesinin üzerine çıkan gümüşün ons fiyatı 64 doların altını test etti.
Buna rağmen uzun vadeli görünüm açısından jeopolitik riskler, yüksek kamu borçları ve finansal sisteme yönelik endişelerin kıymetli metalleri destekleyebileceği değerlendiriliyor.
Kripto para piyasasında da risk iştahındaki düşüş etkisini gösterdi.
Bitcoin, 80 bin dolar seviyelerinden geri çekilerek 77 bin dolar civarına geriledi. Küresel piyasalarda faizlerin daha uzun süre yüksek kalabileceği beklentisi, Bitcoin gibi riskli varlıklar üzerinde baskı oluşturuyor.
Önümüzdeki dönemde Fed'in para politikası mesajları ve küresel likidite koşulları Bitcoin fiyatının yönü açısından kritik olacak.
Türkiye piyasalarında ise SPK'nın yatırım fonlarına yönelik yeni düzenlemesinin etkileri takip ediliyor.
Düzenlemenin ardından BIST 100 endeksinde özellikle küçük ve likiditesi düşük hisselerde satış baskısı görüldü. Endeks önceki seansta yaklaşık %2,1 değer kaybetti.
Uyum süreci boyunca bazı fonların yoğun pozisyonlarını azaltması gerekebileceği için belirli hisselerde volatilitenin bir süre daha yüksek kalması beklenebilir.
Bunun yanında küresel piyasalardaki negatif hava da Borsa İstanbul üzerinde baskı oluşturuyor.
Türkiye ekonomisinde haftanın en önemli gündem maddesi, resmi enflasyon verisi olacak.
İstanbul Ticaret Odası'nın açıkladığı ağustos ayı enflasyonu %1,66 olarak gerçekleşti. Piyasa beklentisi ise TÜİK tarafından açıklanacak resmi enflasyonun aylık bazda %2'nin hemen altında olması yönünde.
Türkiye'nin iki yıllık gösterge tahvil faizi %39,84 seviyesine gerilerken, CDS primi yaklaşık 220 baz puanda bulunuyor. USD/TRY kuru ise 48,30 seviyesine yakın seyrediyor.
İmalat tarafında ise PMI verisinin 48,1 seviyesinde gerçekleşmesi, sektörün büyüme ile daralma arasındaki 50 eşik değerinin altında kalmaya devam ettiğini gösterdi.
Önümüzdeki günlerde yatırımcıların radarında üç ana başlık bulunuyor: ABD istihdam verileri, enflasyon göstergeleri ve Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeler.
Petrol fiyatlarının yükselmeye devam etmesi ve tahvil faizlerinin yüksek kalması halinde küresel risk iştahının daha fazla zayıflaması mümkün.
Buna karşılık jeopolitik gerilimin azalması, enerji fiyatlarının geri çekilmesi ve enflasyonun beklentiler doğrultusunda yavaşlaması piyasalara nefes aldırabilir.
Bu nedenle eylül ayının ilk haftası; Fed faiz beklentileri, petrol fiyatları, altın, Bitcoin, Borsa İstanbul ve döviz piyasaları açısından oldukça kritik bir dönem olacak.
Yatırım tavsiyesi değildir.