
Yayınlanma: 8 Ocak 2026 09:31
Güncellenme: 9 Ocak 2026 16:35
ABD’de Donald Trump’ın izlediği sert ve öngörülemez politikalar, yalnızca siyaseti değil küresel ekonomiyi ve finansal piyasaları da doğrudan etkilemeye başladı. Son günlerde art arda gelen açıklamalar, “korku siyaseti”nin piyasalarda belirleyici bir faktöre dönüştüğünü ortaya koyuyor.
Trump’ın, Wall Street fonlarının tek ailelik konut satın almasını yasaklamaya hazırlanması, piyasalarda ilk büyük sarsıntıyı yarattı. Konut fiyatlarını ve kiraları düşürmeyi hedefleyen bu çıkış, büyük kurumsal konut yatırımcıları ile inşaat şirketlerinin hisselerinde sert satışlara yol açtı. Uzun süredir konut arzını daraltmakla suçlanan Wall Street cephesi, fiyat artışlarının temel nedeninin arz yetersizliği olduğunu savunurken, Trump’ın hamlesi yaklaşan ara seçimler öncesinde siyasi bir mesaj olarak yorumlandı.
Yatırımın Yeni Adı Paratron ile Siz de Kazanmaya Başlayın!
Trump’ın, yalnızca konut piyasasıyla sınırlı kalmayan söylemleri, savunma sanayi hisselerinde de sert düşüşler getirdi. Savunma üretiminde gecikme yaşayan şirketlerin temettü dağıtmasını ve hisse geri alımı yapmasını yasaklayacağını açıklaması, sektörde satış dalgasını tetikledi.
Piyasalarda tansiyonu artıran bir diğer başlık ise Venezuela merkezli jeopolitik gelişmeler oldu. ABD’nin Atlantik Okyanusu’nda Venezuela bağlantılı iki petrol tankerine el koyması ve operasyon sırasında Rus askeri unsurlarının bölgede bulunması, büyük güçler arasında yeni bir gerilim hattı oluşturdu. Çin’in ABD’yi “zorbalıkla” suçlaması, krizin küresel boyut kazanabileceğine işaret etti.
Bu gelişmeler, petrol arzının artabileceği beklentisini güçlendirirken, Brent petrolün varil fiyatı 60 doların altına geriledi. Her ne kadar fiyatlar üzerinde şimdilik sınırlı bir etki görülse de, jeopolitik risk priminin yükseldiği dikkat çekiyor.
Trump’ın politikalarıyla artan belirsizlik, ABD ve Asya borsalarına da satış getirdi. Dow Jones endeksi günü yüzde 1 düşüşle kapatırken, Tokyo ve Hong Kong borsalarında da yüzde 1’i aşan kayıplar yaşandı. ABD vadeli endekslerinde ise zayıf görünüm sürüyor.
Risk iştahındaki düşüş, kripto ve emtia piyasalarına da yansıdı. Bitcoin 94 bin dolardan 91 bin dolar seviyesine gerilerken, gümüş ve altında da kâr satışları öne çıktı.
Türkiye tarafında ise küresel dalgalanmaya rağmen görece olumlu bir tablo izlendi. Hazine’nin gerçekleştirdiği 7 ve 12 yıl vadeli eurobond ihraçları, son yılların en düşük borçlanma maliyetlerinden biriyle tamamlandı. CDS primindeki gerileme ve yabancı yatırımcı ilgisi, bu başarıda belirleyici oldu.
Borsa İstanbul’da ise BIST 100 yatay seyrederken, bankacılık endeksi günü yüzde 2,4 düşüşle kapattı. Uzmanlar, yaşanan hareketleri küresel kâr realizasyonu olarak değerlendiriyor.
Piyasaların kısa vadeli odağında, ABD’de açıklanacak resmî istihdam raporu ve Trump’ın Fed Başkanlığı için yapacağı olası atama bulunuyor. Fed’in 2026 yılında iki faiz indirimi yapabileceği beklentisi korunurken, Trump’ın ekonomi üzerindeki etkisinin önümüzdeki dönemde de gündemin merkezinde kalması bekleniyor.