
Yayınlanma: 12 Ocak 2026 08:50
Güncellenme: 24 Ocak 2026 06:26
Küresel piyasalar, Donald Trump’ın ikinci başkanlık dönemine girilirken artan jeopolitik riskler ve belirsizlik ortamı altında yön arayışını sürdürüyor. İtalyan Marksist düşünür Antonio Gramsci’nin “Eski dünya ölürken, yeni dünya doğmak için mücadele eder; bu ara dönemde canavarlar ortaya çıkar” sözü, bugün yaşanan küresel gelişmeleri ve özellikle Trump dönemini çarpıcı biçimde özetliyor.
Piyasaların Trump’ı uzun süre ciddiye almamakla hata yaptığı artık daha net görülürken; tarifeler, Venezuela, Grönland ve Fed başlığı küresel dengeleri sarsan ana unsurlar olarak öne çıkıyor.
Trump’ın, nisan ayında tarifeler konusunda piyasalarda yarattığı şokun ardından, Venezuela konusunda ne kadar kararlı olduğu da netleşti. Son dönemde gündemi meşgul eden Grönland çıkışı ise yalnızca jeopolitik konumla sınırlı kalmıyor. Buzulların erimesiyle açılabilecek yeni deniz ticaret yolları, nadir toprak elementleri ve kritik madenler, Grönland’ı savunma sanayii ve yapay zekâ açısından stratejik bir merkez hâline getiriyor.
Büyük resme bakıldığında;
Rusya’nın, Ukrayna’yı,
Çin’in, Tayvan’ı,
ABD’nin ise Venezuela, Grönland ve olası şekilde Küba’yı radarına aldığı
bir küresel güç mücadelesi dikkat çekiyor.
Yatırımın Yeni Adı Paratron ile Siz de Kazanmaya Başlayın!
Trump 2.0 döneminde hızla yükselen belirsizlik endeksi, yatırımcıları klasik güvenli limanlara yöneltti. Altın ve gümüş fiyatları tarihi zirveleri test ederken, Bitcoin de alternatif bir değer saklama aracı olarak öne çıkıyor.
Trump’ın, The New York Times’a verdiği röportajda “uluslararası hukuka ihtiyacım yok” açıklaması, ABD’nin dış politikada çok taraflı kurallardan uzaklaştığının güçlü bir sinyali olarak okunuyor. Bu yaklaşım, kural bazlı küresel sistemden güç odaklı yeni bir dünya düzenine geçiş endişelerini artırıyor.
Trump ile Fed arasındaki gerilimin sertleşmesi, doların küresel çapta değer kaybetmesine neden olurken, Fed’in bağımsızlığına yönelik soru işaretleri güvenli liman talebini daha da güçlendirdi. Altın ons fiyatı 4.600 doları, gümüş ise 84 doları test ederek rekor seviyelere ulaştı.
Teknik açıdan son 11 yılın destek bölgesinde bulunan DXY’nin 97 seviyesinin altına sarkması durumunda 89–90 bandına doğru geri çekilme potansiyeli gündeme geliyor.
İran’da artan protestolar ve Venezuela’ya yönelik ABD hamleleri, enerji piyasalarında da etkisini gösteriyor. Brent petrol fiyatı son iki günde yaklaşık %6 yükselerek 64 dolar seviyesine yaklaşırken, bu durumun enflasyonist baskıları artırabileceği vurgulanıyor.
Trump’ın, Venezuela’ya yönelik 100 milyar dolarlık yatırım çağrısına rağmen, Exxon başta olmak üzere büyük petrol şirketlerinin temkinli duruşu dikkat çekiyor.
Türkiye tarafında ise faiz indirimi beklentileri ve artan yatırımcı ilgisi öne çıkıyor. Tahvil piyasası desteklenirken, bankacılık hisselerinin önümüzdeki dönemde ön plana çıkması bekleniyor. Akbank ve Koç Holding öne çıkan hisseler arasında yer alırken, Koç Holding için 185 seviyesi üzerindeki haftalık kapanışlar teknik açıdan kritik görülüyor.
USD/TRY kuru kontrollü şekilde 43,1 seviyesine yükselirken, Türkiye’nin CDS risk primi 218 baz puan seviyesinde bulunuyor.
Küresel sistem her ne kadar son yıllarda birçok şoka karşı bağışıklık kazanmış görünse de; Trump’ın yarattığı belirsizlik, jeopolitik gerilimler ve Fed üzerindeki baskılar yeni dünya düzeninin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gösteriyor. Gramsci’nin tarif ettiği “ara dönem canavarları”, piyasalarda hem riskleri hem de fırsatları beraberinde getiriyor.