
Yayınlanma: 15 Mayıs 2026 08:43
Güncellenme: 15 Mayıs 2026 11:43
Piyasalar haftanın son işlem gününe, Pekin’de gerçekleşen Trump-Xi zirvesinden gelen olumlu mesajlarla başlasa da, perde arkasında asıl baskının yükselen uzun vadeli tahvil faizlerinden geldiği görülüyor. ABD ile Çin arasında ticaret diyaloğunun sürmesi yönündeki açıklamalar kısa vadede risk iştahını desteklese de, küresel piyasalar özelinde enflasyon ve borç dinamikleri yatırımcıların odağında kalmaya devam ediyor.
Trump’ın Çin ziyaretinde Boeing siparişleri ve teknoloji iş birlikleri öne çıkarken, Nvidia CEO’su Jensen Huang’ın da zirvede yer alması yapay zekâ ve yarı iletken savaşlarının artık ekonomik rekabetin merkezine yerleştiğini bir kez daha gösterdi. Özellikle Çin’in Nvidia’nın H200 çiplerine yeniden erişim sağlayabileceği beklentisi, teknoloji hisselerinde güçlü yükselişleri beraberinde getirdi. Nvidia hisseleri günü %4’ün üzerinde primle tamamlarken, Nasdaq endeksi de rekor seviyelere yaklaşmayı sürdürdü.
Ancak piyasalardaki iyimserlik kırılgan kalmaya devam ediyor. İran savaşı nedeniyle yükselen enerji fiyatları, küresel enflasyon baskısını yeniden gündemin merkezine taşıdı. Brent petrolün 107 dolar seviyelerinde kalması ve Hürmüz Boğazı’na yönelik risklerin sürmesi, özellikle uzun vadeli tahvil faizlerinde ciddi baskı yaratıyor. ABD’de 30 yıllık tahvil faizleri 2007’den bu yana en yüksek seviyelere yaklaşırken, Japonya ve İngiltere gibi büyük ekonomilerde de borçlanma maliyetleri son yılların zirvesine çıktı.
Piyasaların asıl korkusu ise yüksek kamu borçlarının kalıcı enflasyonla birleşmesi. Devletlerin giderek daha yüksek faizle borçlanmak zorunda kalması, yalnızca tahvil piyasalarını değil, hisse senetlerinden konut sektörüne kadar birçok alanı baskılıyor. İngiltere’de siyasi belirsizliklerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte sterlin değer kaybederken, ABD’de güçlü dolar teması yeniden ön plana çıkıyor.
Yatırımın Yeni Adı Paratron ile Siz de Kazanmaya Başlayın!
ABD’de Fed’in bu yıl yeniden faiz artırabileceği ihtimali fiyatlanmaya başlanırken, yükselen faizler riskli varlıklar üzerinde baskı oluşturuyor. Güney Kore borsası Kospi’de sert satışlar görülürken, Tokyo borsası da günü ekside tamamladı. ABD vadeli işlemleri ise haftanın son işlem gününe zayıf bir görünümle başladı.
Kıymetli metaller cephesinde ise sert volatilite dikkat çekiyor. Tahvil faizlerindeki yükseliş sonrası gümüş 87 dolar seviyelerinden 81 dolar bandına geri çekilirken, altın da 4.700 dolar seviyesinin altına sarktı. Buna rağmen analistler, negatif reel faiz ortamının devam etmesi hâlinde orta ve uzun vadede kıymetli metaller için yükseliş hikâyesinin korunabileceğini düşünüyor.
Kripto para piyasasında da baskı sürüyor. Bitcoin 80 bin dolar etrafında dalgalanırken, yatırımcıların gözü hem Fed beklentilerinde hem de Orta Doğu’daki gelişmelerde kalmaya devam ediyor. Güçlü dolar ve yükselen tahvil faizleri, kısa vadede kripto piyasasında risk iştahını sınırlayan temel unsur olarak öne çıkıyor.
Türkiye cephesinde ise TCMB’nin Enflasyon Raporu takip edildi. Banka, 2026 sonu enflasyon tahminini yukarı yönlü revize ederken, piyasalar raporu genel olarak nötr karşıladı. USD/TRY kuru 45,50 seviyesine yaklaşırken, iki yıllık tahvil faizi %42’nin üzerinde kalmayı sürdürüyor. Yabancı yatırımcı girişlerinin devam etmesi Borsa İstanbul açısından olumlu görülse de, yüksek enflasyon ve cari açık riskleri piyasaların ana gündem maddeleri olmaya devam ediyor.
Analistler, önümüzdeki süreçte piyasaların yönünü belirleyecek ana başlıkların; küresel tahvil faizleri, enerji fiyatları, Fed politikası ve ABD-Çin ilişkilerindeki yeni denge arayışı olacağını düşünüyor.