
Yayınlanma: 29 Ocak 2026 11:52
Güncellenme: 1 Şubat 2026 05:09
2026 yılına girilirken küresel piyasalarda dengeler hızla değişiyor. ABD Merkez Bankası’nın (Fed) yılın ilk olağan FOMC toplantısında politika faizini %3,50–%3,75 aralığında sabit tutması, yatırımcıların odağını yeniden doların geleceğine ve alternatif yatırım araçlarına çevirdi. Özellikle dolar endeksi (DXY) cephesinde yaşanan sert kırılım, altın ve gümüş fiyatlarında tarihi zirveleri beraberinde getirdi.
Fed Başkanı Jerome Powell, toplantı sonrası yaptığı açıklamada, ABD ekonomisinin gücünü koruduğunu belirtirken, enflasyon ve istihdam risklerinin önceki aylara kıyasla azaldığını vurguladı. Ancak yeni bir faiz indirimi için net bir zamanlama vermemesi, piyasalarda belirsizlik temasını canlı tuttu. Vadeli piyasalarda ilk faiz indiriminin haziran ayında gelme ihtimali %60 seviyelerinde fiyatlanıyor.
ABD’de hükümetin yeniden kapanma ihtimalinin gündeme gelmesi ve Trump yönetiminin doların değerine karşı kayıtsız tutumu, dolar üzerindeki baskıyı artıran önemli unsurlar arasında yer aldı.
Yatırımın Yeni Adı Paratron ile Siz de Kazanmaya Başlayın!
Doların, önde gelen para birimlerine karşı gücünü gösteren DXY, 96 seviyesinin altına sarkarak son 15 yılın en önemli teknik desteklerinden birini aşağı yönlü kırdı. Bu hareket, sadece kısa vadeli bir dalgalanma olarak değil, küresel finansal sistemde yapısal bir değişimin işareti olarak yorumlanıyor.
Rezerv para konumundaki doların zayıflaması, dolar cinsinden fiyatlanan hemen her varlıkta yukarı yönlü baskı oluştururken, yatırımcıların güvenli liman arayışını hızlandırdı.
Doların değer kaybı ile birlikte kıymetli metallerde sert yükselişler yaşanıyor. Ons altın hafta başında 5.000 dolar seviyesindeyken, kısa sürede 5.600 dolara yükselerek yaklaşık %10’luk bir artış kaydetti. Gümüş ise 120 dolar seviyesine yaklaşarak son yılların en güçlü performanslarından birini sergiledi.
Teknik göstergeler her iki enstrümanda da aşırı alım bölgesine işaret etse de, doların küresel sistemdeki rolünün sorgulanmaya başlaması, altın ve gümüşe olan talebin, orta vadede devam edebileceği beklentisini güçlendiriyor. Merkez bankalarının süregelen altın alımları da bu yükselişi destekleyen önemli bir faktör olarak öne çıkıyor.
Kıymetli metallerin güçlü performansına karşın kripto para piyasası görece sakin bir görünüm sergiliyor. Bitcoin, 87.000–88.000 dolar bandında yatay seyrini sürdürürken, yatırımcıların net bir yön belirlemek için yeni katalizörleri beklediği görülüyor.
Altın–Bitcoin rasyosunun kritik seviyelere yaklaşması ise dikkat çekiyor. Tarihsel olarak bu tür dönemlerin ardından Bitcoin’de gecikmeli ancak güçlü hareketlerin yaşanabildiği biliniyor. Bu nedenle birçok piyasa oyuncusu, kripto varlıklarda olası bir yön değişimini yakından izliyor.
ABD borsalarında bilanço sezonu hisse bazlı ayrışmaları beraberinde getirdi. Meta Platforms, yapay zekâ destekli reklam gelirlerindeki artışla yaklaşık %10 yükselirken, Microsoft hisseleri Azure büyümesinin beklentilerin altında kalmasıyla değer kaybetti. Tesla ise yapay zekâ, otonom sürüş ve robotik yatırımlarını artıracağını açıklasa da sınırlı bir yükselişle yetindi.
Asya piyasalarında güçlü Japon yeni ihracatçı şirketler üzerinde baskı yaratırken, Güney Kore ve Hong Kong borsalarında pozitif bir görünüm öne çıktı.
Türkiye cephesinde Borsa İstanbul 2026 yılına güçlü bir başlangıç yaptı. BIST 100 endeksi günü %2,30 yükselişle tamamlarken, bankacılık endeksindeki artış %3,5’e ulaştı. Yıl başından bu yana BIST 100’ün yaklaşık %20 değer kazanması, yabancı yatırımcı ilgisinin arttığına işaret ediyor.
Akbank, Turkcell, THY ve Koç Holding hisselerinde görülen güçlü alımlar öne çıkarken; tahvil faizlerindeki düşüş, CDS primindeki yatay seyir ve rezervlerdeki tarihi zirve Türkiye varlıklarına yönelik olumlu algıyı destekliyor.
Küresel piyasalarda, doların zayıfladığı, kıymetli metallerin ön plana çıktığı ve kripto varlıkların yeni bir yön arayışında olduğu bir döneme girilmiş durumda. Fed’in veri odaklı duruşunu koruması, dolar endeksindeki kırılım ve merkez bankalarının altın alımları, önümüzdeki dönemde piyasaların ana belirleyicileri olmaya devam edecek.