12.10.2026 08:44
Güncellenme: 21.10.2026 05:09

Küresel piyasalar yeni haftaya jeopolitik riskler, artan kamu borçları ve yüksek tahvil faizlerinin gölgesinde giriyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın, Rusya ile Ukrayna'nın enerji tesislerine yönelik saldırıları durdurmak konusunda anlaştığını açıklaması petrol fiyatlarında düşüşü destekledi. Ancak Moskova ve Kiev'in açıklamayı henüz tam olarak doğrulamaması, ateşkesin kapsamına ilişkin belirsizliği koruyor.
Orta Doğu'da ise Yemen'deki çatışmaların Suudi Arabistan'a sıçraması enerji arzına yönelik endişeleri artırıyor. Yatırımcılar bir taraftan petrol fiyatlarını ve merkez bankalarının faiz politikalarını izlerken diğer taraftan küresel borç yükünün tahvil piyasaları üzerindeki etkisini değerlendiriyor.
Trump, Rusya ile Ukrayna'nın enerji tesislerine yönelik saldırıları durdurma konusunda anlaştığını ve ateşkesin derhâl yürürlüğe girdiğini açıkladı. Ancak Rusya ve Ukrayna tarafından anlaşmanın kapsamını doğrulayan açıklamalar gelmedi.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, ateşkese destek verdiklerini ancak ayrıntıları henüz bilmediklerini belirtirken Rusya'nın Ukrayna'nın enerji altyapısına yönelik saldırılarının sürdüğünü söyledi.
Enerji fiyatlarındaki yükseliş, ABD yönetiminin dış politika adımlarında da önemli bir başlık haline geldi. Trump, Ukrayna'nın Rus petrol rafinerilerine yönelik saldırılarının ABD'deki dizel fiyatlarını artırdığını savunuyor. Washington yönetiminin Kiev'e sağlanan istihbarat ve silah desteğini sınırlandırabileceğine yönelik mesajları da bu çerçevede gündeme geliyor.
Petrol fiyatlarındaki gerileme, ateşkes açıklamasının piyasa üzerindeki ilk etkilerinden biri oldu. Brent petrolün varil fiyatı yüzde 1,5 düşüşle 103 dolar civarına inerken jet yakıtı fiyatlarında da yüzde 6'nın üzerinde gerileme görüldü.
Bununla birlikte, anlaşmanın taraflarca doğrulanmaması ve Orta Doğu'daki çatışmaların devam etmesi, enerji piyasalarında belirsizliğin sürdüğüne işaret ediyor.
Yatırımın Yeni Adı Paratron ile Siz de Kazanmaya Başlayın!
Yemen'deki İran destekli Husiler ile Suudi Arabistan arasındaki gerilim yeni haftada piyasaların yakından izlediği başlıklar arasında bulunuyor.
Husiler, Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'nı hedef alan saldırılar düzenledi. Dammam Havalimanı ve Saudi Aramco'ya ait bazı tesislerin de hedef alındığı yönündeki açıklamalar, bölgedeki enerji altyapısına ilişkin endişeleri artırdı.
Suudi Arabistan'ın Yemen'deki Husi hedeflerine yönelik saldırılarını artırmasıyla karşılıklı tehditler de sertleşti. ABD'nin Suudi Arabistan'ın askerî operasyonlarına katılabileceğine yönelik açıklamalar ise çatışmanın daha geniş bir bölgesel boyuta ulaşması ihtimalini gündeme taşıdı.
Hürmüz Boğazı'ndaki petrol taşımacılığına ilişkin risklere Bab el-Mandeb çevresindeki gerilimin de eklenmesi, enerji arzı ve uluslararası ticaret açısından önem taşıyor. Bu güzergâhlarda yaşanabilecek yeni kesintiler, petrol fiyatları ve taşımacılık maliyetleri üzerinde yeniden yukarı yönlü baskı oluşturabilir.
Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası'nın yıllık toplantıları bu hafta küresel ekonominin önemli gündem maddeleri arasında yer alıyor. Toplantılarda Orta Doğu'daki savaş, enerji fiyatları, enflasyon ve artan kamu borçlarının ele alınması bekleniyor.
IMF'ye göre; küresel kamu borcunun millî gelire oranının 2030'dan önce yüzde 100'ü aşması bekleniyor. Özellikle gelişmekte olan ülkeler, yüksek küresel faizler nedeniyle borçlarını yenilemekte daha yüksek maliyetlerle karşılaşabiliyor.
ABD'de tahvil faizlerinin yüksek seviyelerde kalması, gelişmekte olan piyasalardan sermaye çıkışı riskini artırırken bu ülkelerin dış finansmana erişimini de zorlaştırabiliyor. Bu yıl dış kreditörlere yapılması beklenen yüksek tutarlı borç ödemeleri, gelişmekte olan ekonomiler üzerindeki baskıyı artıran faktörlerden biri.
IMF Başkanı Kristalina Georgieva'nın toplantılar öncesinde kullandığı “Kış geliyor” ifadesi, enerji fiyatları, enflasyon ve borçlanma maliyetlerinin aynı anda oluşturduğu risklere dikkat çekti.
Küresel borç tartışmalarında Avrupa'nın mali görünümü de öne çıkıyor. Özellikle Fransa'da bütçe açığının millî gelirin yüzde 5,4'üne ulaşması ve siyasi belirsizliklerin bütçe politikalarını zorlaştırması, tahvil yatırımcılarının izlediği başlıklar arasında.
Devletlerin artan borçlanma ihtiyacına teknoloji şirketlerinin yapay zekâ yatırımları için ihtiyaç duyduğu finansmanın da eklenmesi, uzun vadeli tahvil getirileri üzerinde baskı yaratabiliyor.
Tahvil faizlerinin yükselmesi, mevcut borçların yeniden finansman maliyetini artırırken şirketlerin yatırım kararlarını ve hisse senedi değerlemelerini de etkileyebiliyor. Bu nedenle yatırımcılar yalnızca şirketlerin büyüme beklentilerine değil, büyümenin hangi maliyetle finanse edildiğine de daha fazla dikkat ediyor.
Bloomberg'de yer alan habere göre; Citigroup, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent'in borçlanma maliyetlerini kontrol altına almak amacıyla 20 ve 30 yıllık tahvil ihraçlarını azaltabileceğini değerlendiriyor. Bu seçenekler arasında 20 yıllık tahvil ihracının tamamen durdurulması da bulunuyor.
Henüz alınmış kesin bir karar bulunmuyor. Piyasalar, ABD Hazinesi'nin 4 Kasım'da açıklaması beklenen borçlanma planını takip edecek.
Uzun vadeli tahvil arzının azaltılması, diğer koşullar aynı kaldığında uzun vadeli faizler üzerindeki arz baskısını hafifletebilir. Ancak daha kısa vadeli borçlanmaya yönelmek, borcun daha sık yenilenmesi anlamına da geliyor. Bu nedenle vade yapısındaki değişikliğin toplam finansman maliyetine etkisi, faizlerin gelecekteki seyrine bağlı olacak.
Geçen hafta yüzde 5,36 seviyesini test eden ABD'nin 10 yıllık tahvil getirisi yüzde 5,24'e geriledi. 30 yıllık tahvil faizi de yaklaşık 13 baz puan düşerek yüzde 5,60 seviyesine indi.
Tahvil faizlerindeki geri çekilme, kıymetli metallerde toparlanmayı destekledi. Önceki hafta 4.065 dolara kadar gerileyen altının ons fiyatı 4.200 dolar seviyesine yükselirken gümüşün ons fiyatı da 61 dolara ulaştı.
Dolar endeksi 102 seviyesinin üzerinde kalırken EUR/USD paritesi 1,12 civarında işlem gördü. Bitcoin ise önceki haftaki sert satışların ardından 84 bin dolar seviyesine toparlandı.
Piyasalardaki hareketler, yatırımcıların jeopolitik riskler ile tahvil faizlerindeki değişimleri aynı anda fiyatladığını gösteriyor. Ancak altın ve Bitcoin'deki toparlanmanın kalıcı olup olmayacağı, önümüzdeki günlerde açıklanacak ekonomik veriler ve risk iştahına bağlı olacak.
ABD borsaları geçen haftanın son işlem gününü yükselişle tamamladı. Yeni haftanın başlangıcında ABD vadeli endekslerinde de olumlu görünüm korundu.
Asya piyasalarında ise daha karışık bir seyir izlendi. Güney Kore'nin KOSPI endeksi yüzde 3'ün üzerinde gerilerken, özellikle yarı iletken hisselerindeki satışlar dikkat çekti. Japonya borsası tatil nedeniyle kapalı kaldı.
Yapay zekâ yatırımlarının geri dönüşüne ilişkin soru işaretleri, yüksek petrol fiyatları ve bölgedeki jeopolitik gerilim teknoloji hisseleri üzerindeki baskıyı artırıyor. Kuzey Kore'nin yeni balistik füze denemeleri de Asya piyasalarının takip ettiği riskler arasında bulunuyor.
Bu hafta küresel piyasaların en önemli gündem maddeleri arasında ABD'de açıklanacak enflasyon verileri ve üçüncü çeyrek bilanço sezonunun başlaması yer alıyor.
Enerji fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle yıllık manşet enflasyonun yüzde 3,7'ye çıkması bekleniyor. Enflasyon verisi, Fed'in faiz politikasına ilişkin beklentiler açısından önem taşıyacak.
Salı günü büyük ABD bankalarının finansal sonuçlarıyla başlayacak bilanço sezonunda, S&P 500 şirketlerinin üçüncü çeyrek kârlarında güçlü artış bekleniyor. Ancak kâr artışının önemli bölümünün teknoloji şirketlerinden gelmesi, sektörün sonuçlarını daha da önemli hale getiriyor.
Perşembe günü ABD üretici enflasyonu ve perakende satış verileri açıklanacak. Aynı gün dünyanın önde gelen çip üreticilerinden TSMC'nin finansal sonuçları da yapay zekâ altyapısına yönelik talebin gücünü değerlendirmek açısından yakından izlenecek.
Türkiye piyasalarında yeni haftanın gündeminde yatırım fonlarında yaşanan kriz, döviz kuru ve Merkez Bankası rezervleri bulunuyor.
Dolar/TL kuru haftaya 49,30 seviyesinden başlarken, Türkiye'nin beş yıllık CDS risk primi geçen hafta test ettiği 258 baz puandan 244 baz puana geriledi.
Fon krizinin ilk iki haftasında yaşanan rezerv kaybının ardından TCMB'nin yeniden rezerv biriktirmeye başladığı belirtiliyor. Bununla birlikte rezervlerin seyri değerlendirilirken yalnızca tek bir göstergeye değil, brüt ve net rezervler ile diğer bilanço kalemlerine birlikte bakılması gerekiyor.
Cuma günü açıklanan sanayi üretimi verisi ekonomik aktivitedeki zayıf görünümün sürdüğüne işaret etti. Bugün açıklanacak perakende satışlar ve yarın yayımlanacak ödemeler dengesi verileri, iç talep ve dış finansman görünümü açısından önem taşıyor.
Ekonomik aktivitedeki yavaşlamanın devam etmesi, para politikasında olası faiz indirimlerine ilişkin beklentileri etkileyebilir. Ancak kararların enflasyon görünümü, beklentiler ve finansal koşullarla birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.
Borsa İstanbul'da ise fon krizinin etkilerinin hafifleyip hafiflemediği, özellikle bankacılık hisselerindeki hareketler ve yatırımcıların risk iştahı üzerinden takip edilecek.
12 Ekim 2026 haftasında yatırımcıların gündeminde beş temel konu bulunuyor:
Enerji piyasaları: Hürmüz ve Bab el-Mandeb çevresindeki gelişmeler ile Rusya-Ukrayna enerji ateşkesi açıklaması.
Tahvil piyasaları: ABD'nin uzun vadeli faizleri ve kamu borçlanma planı.
ABD ekonomisi: Enflasyon verileri, Fed beklentileri ve bilanço sezonu.
Emtia ve kripto piyasaları: Altın, gümüş, petrol ve Bitcoin fiyatlarının seyri.
Türkiye piyasaları: Fon krizi, TCMB rezervleri, ödemeler dengesi ve Borsa İstanbul.
Genel değerlendirme: Yeni haftada piyasaların yönünü yalnızca jeopolitik gelişmeler belirlemeyecek. Yüksek kamu borçları, tahvil faizleri ve yapay zekâ yatırımlarının finansman maliyeti de fiyatlamalarda etkili olacak. Türkiye tarafında ise fon krizinin seyri ve ekonomik aktiviteye ilişkin yeni veriler, döviz kuru ve Borsa İstanbul açısından önemini koruyor.