13.10.2026 08:43
Güncellenme: 21.10.2026 14:40

Küresel piyasalar 13 Ekim 2026 Salı gününe jeopolitik riskler ve teknoloji sektöründen gelen olumsuz haberlerin etkisiyle başladı. Çinli çip üreticisi CXMT'nin bellek teknolojisinde küresel rakipleriyle arasındaki farkı kapattığına ilişkin haberler, yarı iletken hisselerinde satışları hızlandırdı. Güney Kore borsasında sert düşüş yaşanırken, ABD teknoloji vadeli işlemlerinde de gerileme görüldü.
Orta Doğu'da savaşın Suudi Arabistan'a sıçraması ve Rusya-Ukrayna arasında enerji tesislerine yönelik saldırıların durdurulması konusunda belirsizliğin sürmesi, petrol fiyatlarını yüksek seviyelerde tutuyor. Yatırımcılar bir yandan jeopolitik gelişmeleri izlerken diğer yandan ABD'de başlayacak üçüncü çeyrek bilanço sezonuna ve açıklanacak enflasyon verisine odaklanıyor.
Yapay zekâ yatırımlarının etkisiyle son dönemde güçlü performans sergileyen bellek çipi üreticileri, Çin'den gelen rekabet haberlerinin ardından baskı altında kaldı. Çinli CXMT'nin bellek teknolojisinde ilerleme kaydettiğine yönelik haberler, sektörün gelecekteki kâr marjlarına ilişkin endişeleri artırdı.
ABD'li Micron hisseleri önceki işlem gününde yüzde 4 gerilerken Asya piyasalarındaki satışlar daha da belirginleşti. Samsung Electronics hisseleri yaklaşık yüzde 7, SK Hynix hisseleri ise yüzde 9 civarında değer kaybetti.
Güney Kore'nin KOSPI endeksi yüzde 7 düşerken devre kesicilerin devreye girdiği bildirildi. Nikkei endeksi de yüzde 2'nin üzerinde geriledi. Yabancı yatırımcıların Güney Kore borsasında yaklaşık 1,5 milyar dolarlık net satış yaptığı belirtilirken, KOSPI'deki son beş günlük kayıp yüzde 16'ya ulaştı.
Teknoloji hisselerinde yatırımcıların odağı artık yalnızca yapay zekâ yatırımlarının büyüklüğü değil. Çinli üreticilerin rekabeti artırması, şirketlerin fiyatlama gücünü ve kârlılıklarını nasıl etkileyeceği sorusunu da gündeme taşıyor.
Yatırımın Yeni Adı Paratron ile Siz de Kazanmaya Başlayın!
Yemenli Husilerin Suudi Arabistan'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'na yönelik saldırılarının ardından bölgedeki güvenlik endişeleri arttı. Aktarılan bilgilere göre; saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 18'e, yaralı sayısı ise 300'ün üzerine çıktı. Havalimanının 17 Ekim'e kadar kapalı kalacağı belirtildi.
Petrol tesisleri, havalimanları ve uluslararası uçuşların tehdit altında olması, Suudi Arabistan'ın bölgesel iş ve yatırım merkezi olma hedefini de zorlaştırıyor. Riyad'daki uluslararası enerji konferansına bazı büyük petrol şirketlerinin üst düzey yöneticilerinin katılmaması da dikkat çekti.
Jeopolitik gelişmelerin etkisiyle Brent petrolün varil fiyatı önceki gün 107 doların üzerini test etti. Bölgedeki çatışmaların genişlemesi ve enerji sevkiyatında yaşanabilecek aksamalar, petrol fiyatlarının seyrinde belirleyici olmaya devam ediyor.
ABD Başkanı Donald Trump, hafta sonunda Rusya ile Ukrayna'nın enerji tesislerine yönelik saldırıları durdurma konusunda anlaştığını açıklamıştı. Ancak bu açıklamanın ardından Ukrayna'daki enerji altyapısına yönelik saldırıların devam ettiği bildirildi.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, doğal gaz tesisinin de aralarında bulunduğu en az altı enerji hedefinin vurulduğunu belirtti. Kremlin ise görüşmelerin sürdüğünü ancak henüz bir anlaşmaya varılmadığını açıkladı. Rusya'nın, Zelenskiy tarafından önerilen 60 günlük genel ateşkesi de reddettiği aktarıldı.
Trump'ın yükselen akaryakıt fiyatlarını düşürmek amacıyla Rusya'dan dizel alımına yönelmesi ve Ukrayna'dan Rus petrol rafinerilerine yönelik saldırıları durdurmasını istemesi, Washington ile Kiev arasındaki gerilimi artıran gelişmeler arasında yer alıyor.
Enerji fiyatlarını düşürmeye yönelik diplomatik girişimlere rağmen sahadaki gelişmeler, kalıcı bir ateşkes konusunda henüz net bir tablo ortaya koymuyor.
Jeopolitik riskler ve teknoloji hisselerindeki satışlar piyasalarda dalgalanmayı artırırken kıymetli metaller görece yatay bir seyir izliyor. Tahvil getirilerindeki sınırlı gerileme de altın fiyatlarının mevcut seviyelerini korumasına destek oluyor.
Varlık | 13 Ekim 2026 itibarıyla aktarılan seviye |
|---|---|
Altın (ons) | 4.180 dolar |
Gümüş (ons) | 60 doların üzeri |
Bitcoin | 83.000 dolar civarı |
Brent petrol | Gün içinde 107 doların üzeri test edildi |
Bitcoin, önceki sabah 84.250 dolar seviyesinde işlem görürken bu sabah 81.000 dolara kadar geriledi. Daha sonra 83.000 dolar civarında dengelendi.
Kripto para piyasasındaki hareketlilik, teknoloji hisselerinde görülen satış baskısıyla aynı döneme denk geliyor. Ancak Bitcoin'in kısa vadeli yönü üzerinde yalnızca hisse senetleri değil, küresel likidite koşulları ve yatırımcıların risk iştahı da etkili olabilir.
Not: Tablodaki rakamlar paylaşılan piyasa bülteninde aktarılan seviyelerdir; canlı fiyat verisi değildir.
ABD'de Columbus Day nedeniyle hisse senedi piyasaları açık kalırken tahvil piyasaları kapalıydı. Yeni işlem gününde ABD'nin 10 yıllık tahvil getirisi yüzde 5,19 seviyesine geriledi. 30 yıllık tahvil faizi ise son üç günde yaklaşık 20 baz puan düşerek yüzde 5,55 seviyesini test etti.
Tahvil getirilerindeki geri çekilmeye paralel olarak dolar endeksinde de sınırlı bir gerileme görüldü. Doların önde gelen para birimleri karşısındaki performansını ölçen DXY, önceki gün 18 ayın zirvesini test ettikten sonra geri çekildi.
Euro, dolar karşısındaki değer kaybını sürdürdü. EUR/USD paritesi 1,1160 seviyesine gerileyerek son 18 ayın en düşük seviyesini gördü. Doların güçlü seyri ve Avrupa ekonomisine yönelik beklentiler, parite üzerinde baskı oluşturan unsurlar arasında bulunuyor.
ABD'de üçüncü çeyrek bilanço sezonu büyük bankaların finansal sonuçlarıyla başlıyor. JPMorgan, Goldman Sachs, Citigroup ve Wells Fargo'nun açıklayacağı bilançolar, yüksek faiz ortamının bankacılık sektörüne etkisini değerlendirmek açısından önem taşıyor.
Yatırımcılar özellikle kredi faaliyetleri, fonlama maliyetleri ve kârlılık göstergelerine odaklanacak. Son dönemde yükselen tahvil faizlerinin bankaların finansal performansına nasıl yansıdığı, açıklanacak sonuçlarla daha net görülebilir.
Teknoloji hisselerindeki satışların ve jeopolitik risklerin sürdüğü bir ortamda banka bilançoları, ABD piyasalarının yönü açısından önemli bir sınav olacak.
Bangkok'ta devam eden IMF ve Dünya Bankası yıllık toplantılarında küresel ekonomiye ilişkin büyüme tahminleri de gündeme geldi. Paylaşılan bültene göre IMF, 2026 yılı küresel büyüme tahminini yüzde 3'ten yüzde 3,1'e yükseltti.
Yapay zekâ yatırımları, özellikle ABD ve teknoloji üretiminde öne çıkan Asya ekonomilerindeki büyümeyi destekleyen unsurlar arasında gösteriliyor. Bununla birlikte küresel büyümenin ülkelere eşit dağılmadığına dikkat çekiliyor. IMF tahminlerine göre dünya ekonomisindeki büyümenin yüzde 95'i yalnızca 32 ülkeden kaynaklanıyor.
Ülke bazındaki büyüme beklentileri şöyle sıralanıyor:
ABD ekonomisi için yüzde 2,3 büyüme.
Çin ekonomisi için yüzde 4,5 büyüme.
Hindistan ekonomisi için yüzde 7 büyüme.
Suudi Arabistan ekonomisi için yüzde 3,3 daralma.
Bu tahminler, jeopolitik risklerin ülkeler üzerindeki etkisinin farklılaşabileceğini gösteriyor. Özellikle enerji üretimi ve sevkiyatının çatışmalardan etkilenmesi, petrol gelirlerine bağımlı ekonomiler için önemli bir risk oluşturuyor.
IMF, küresel ekonomideki büyümenin önündeki risklere de dikkat çekiyor. Orta Doğu'daki savaşın uzaması, kamu borçlarının yükselmesi ve tahvil faizlerinin yüksek seviyelerde kalması, ekonomik görünümü olumsuz etkileyebilecek gelişmeler arasında bulunuyor.
Petrol fiyatlarının 2027'nin ilk çeyreğine kadar varil başına 130 dolar seviyesinde kalması senaryosunda, gelecek yıl küresel büyümenin 0,5 puan azalabileceği ve enflasyonun yüzde 5,2'ye yükselebileceği hesaplanıyor.
Yapay zekâ yatırımlarına ilişkin beklentiler de ayrı bir risk alanı olarak öne çıkıyor. Büyük yatırımların beklenen verimlilik artışını sağlayamaması, teknoloji hisselerinde sert satışları tetikleyebilir. Böyle bir gelişmenin tüketim ve yatırımlara yayılması, ekonomik büyümeyi daha da zorlaştırabilir.
IMF'nin değerlendirmesine göre; bu risklerin yüksek tahvil faizleriyle birleşmesi, 2028'e kadar küresel ekonomik üretimi yüzde 1,1 azaltabilecek bir tablo ortaya çıkarabilir.
Paylaşılan bültende, 2026 Nobel Ekonomi Ödülü'nün ABD'li ekonomistler Robert Hall ve Michael Woodford'a verildiği aktarılıyor. İki ekonomistin çalışmaları, ekonomik kararların yalnızca mevcut faiz ve fiyatlara değil, geleceğe yönelik beklentilere de bağlı olduğunu ele alıyor.
Merkez bankalarının faiz kararları, tüketicilerin harcama ve tasarruf tercihlerini etkilerken, gelecek döneme ilişkin açıklamalar da ekonomik davranışlarda rol oynuyor. Bu nedenle merkez bankalarının iletişim politikası, para politikasının önemli bileşenlerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Faiz kararlarının yanında geleceğe yönelik mesajların da yakından izlenmesi, Fed ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası gibi kurumların açıklamalarını piyasa açısından önemli kılıyor.
Piyasalarda gözler yarın açıklanması beklenen ABD enflasyon verisine çevrilmiş durumda. Enflasyonun seyri, Fed'in önümüzdeki dönemde izleyeceği para politikası açısından kritik öneme sahip.
Paylaşılan piyasa değerlendirmesinde, Fed'in ekim toplantısında faizleri sabit tutma ihtimali yüzde 81, aralık toplantısında ise 25 baz puanlık faiz artırımı ihtimali yüzde 85 olarak aktarılıyor.
Bu oranlar piyasa fiyatlamalarını yansıtıyor; Fed'in kesinleşmiş kararları anlamına gelmiyor. Enflasyon verisinin beklentilerden sapması, tahvil faizleri, dolar ve hisse senetlerinde yeni hareketlere neden olabilir.
Türkiye piyasalarında yatırım fonlarında yaşanan kriz ve tasfiye sürecine ilişkin belirsizlikler takip ediliyor. Sürecin finansal piyasalar üzerindeki etkileri sürerken, paylaşılan bültene göre BIST30 endeksi önceki işlem gününü yüzde 1 kayıpla tamamladı.
Döviz piyasasında dolar/TL kuru, kamu desteğinin de etkili olduğu belirtilen kontrollü yükselişle 49,35 seviyesine geldi. İki yıllık gösterge tahvilin bileşik faizi ise yüzde 39,50'ye gerileyerek son altı ayın en düşük seviyesini test etti.
Türkiye'nin kredi riskini yansıtan beş yıllık CDS primi 245 baz puan seviyesinde bulunuyor. Bu seviye, önceki haftalarda görülen 258 baz puanın altında.
Yatırım fonlarının tasfiye sürecine ilişkin belirsizlikler ve yasal düzenlemelerin olası etkileri, yerel piyasaların gündemindeki başlıklar arasında yer alıyor. Türkiye tarafında ayrıca ağustos ayı ödemeler dengesi istatistikleri izlenecek.
13 Ekim 2026 Salı günü küresel piyasaların yönünü belirleyebilecek başlıklar şöyle:
Çinli çip üreticilerinin rekabeti ve yarı iletken hisselerindeki satışlar.
Orta Doğu'daki çatışmaların enerji arzına ve petrol fiyatlarına etkisi.
Rusya-Ukrayna arasında enerji tesislerine yönelik saldırıların durdurulmasına ilişkin belirsizlik.
ABD'de büyük bankaların üçüncü çeyrek bilançoları.
ABD enflasyon verisi ve Fed'in faiz politikasına ilişkin beklentiler.
Türkiye'de yatırım fonlarının tasfiye süreci ve ağustos ayı ödemeler dengesi verileri.
Genel değerlendirme: Küresel piyasalar, jeopolitik risklerle teknoloji sektöründeki rekabet endişelerinin aynı anda etkili olduğu bir dönemden geçiyor. Petrol fiyatlarının yüksek seyri enflasyon riskini artırırken, Çinli çip üreticilerinden gelen haberler yapay zekâ odaklı yükselişin kârlılık tarafında sorgulanmasına neden oluyor. ABD bilançoları ve enflasyon verisi, kısa vadeli piyasa yönü açısından öne çıkarken Türkiye'de fon tasfiyesi ve makroekonomik veriler izlenmeye devam edecek.