14.10.2026 08:43
Güncellenme: 21.10.2026 22:57

Küresel piyasalar 14 Ekim Çarşamba gününe jeopolitik riskler, yükselen petrol fiyatları ve ABD enflasyon verisine ilişkin beklentilerle başladı. Orta Doğu'daki saldırıların enerji arzına yönelik endişeleri artırmasıyla Brent petrolün varil fiyatı yeniden 107 dolara yükseldi. Asya borsalarında ise önceki gün yaşanan sert satışların ardından toparlanma çabası öne çıktı.
Yatırımcıların odağında bugün açıklanacak ABD eylül ayı enflasyon verisi bulunuyor. Verinin beklentilerin üzerinde gelmesi, ABD Merkez Bankasının (Fed) yeni bir faiz artırımına gidebileceği endişelerini güçlendirebilir. Türkiye'de ise cari denge verileri, döviz kuru ve fon krizinin yansımaları takip ediliyor.
Orta Doğu'da artan çatışmalar, küresel enerji piyasalarındaki riskleri yeniden gündeme taşıdı. Yemenli Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları ve Saudi Aramco'nun hedef alındığı füze saldırısı, petrol arzına ilişkin kaygıları artırdı. Saldırıda şirket merkezinde can kaybı yaşanmadığı bildirilirken Riyad'da düşürülen füzelerin parçaları nedeniyle dört kişinin yaralandığı aktarıldı.
Suudi Arabistan'ın Yemen'deki Husi hedeflerine yönelik operasyonlarını artırmasıyla bölgedeki gerilim tırmanırken, Hürmüz Boğazı çevresindeki tanker saldırıları da enerji taşımacılığı açısından risk oluşturuyor.
Brent petrolün varil fiyatının yeniden 107 dolar seviyesine çıkması, enerji maliyetleri ve enflasyon görünümü üzerindeki baskıyı artırıyor. Petrol fiyatlarındaki yükselişin sürmesi, merkez bankalarının faiz politikaları açısından da önemli bir risk olarak öne çıkıyor.
Yatırımın Yeni Adı Paratron ile Siz de Kazanmaya Başlayın!
Çinli çip üreticisi CXMT'nin teknolojik ilerlemesinin sektörde rekabeti artırabileceği endişesiyle önceki gün sert düşen Asya piyasalarında tepki alımları görüldü.
KOSPI endeksi, önceki günkü yaklaşık yüzde 6'lık düşüşün ardından yüzde 1 yükselirken Japonya'nın Nikkei endeksi ve Tayvan borsası da yaklaşık yüzde 1 değer kazandı. ABD borsalarının vadeli işlemlerinde de sınırlı yükseliş eğilimi izlendi.
Bununla birlikte teknoloji sektöründeki rekabet endişeleri ve jeopolitik gelişmeler, küresel piyasalardaki temkinli havanın devam etmesine neden oluyor.
Günün en önemli ekonomik gündem maddesi, ABD'de açıklanacak eylül ayı tüketici enflasyonu olacak. Piyasa beklentilerine göre yıllık tüketici enflasyonunun yüzde 3,6'ya yükselmesi bekleniyor. Çekirdek enflasyonun ise aylık yüzde 0,2, yıllık yüzde 2,5 artacağı öngörülüyor.
Enflasyonun tahminlerin üzerinde gerçekleşmesi, Fed'in yeniden faiz artırabileceği beklentisini güçlendirebilir. Beklentilerin altında kalacak bir veri ise faiz görünümüne ilişkin endişeleri hafifleterek risk iştahını destekleyebilir.
Piyasalarda ekim toplantısında faiz artırımı ihtimali yüzde 22 seviyesinde fiyatlanırken aralık ayında 25 baz puanlık artış ihtimaline yüzde 90 olasılık veriliyor. Bu nedenle enflasyon verisi, doların yönü ve küresel varlık fiyatları üzerinde belirleyici olabilir.
Yarın açıklanacak ABD üretici fiyatları ve perakende satış verileri de ekonomik görünümün değerlendirilmesinde etkili olacak.
Risk iştahındaki azalma, yatırımcıların ABD tahvillerine yönelmesini destekledi. Tahvillere gelen taleple birlikte fiyatlar yükselirken getirilerde gerileme görüldü.
ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi son iki haftanın en düşük seviyesini test ettikten sonra yüzde 5,22 seviyesinde dengelendi. 30 yıllık tahvil faizi ise üç günlük düşüşün ardından yüzde 5,57 civarında işlem gördü.
Dolar endeksi (DXY) de gerileyen piyasa faizlerinin etkisiyle 102 seviyesinin alt sınırlarına doğru çekildi. Döviz piyasasında avro yeniden 1,12 seviyesinin üzerine çıkarken sterlin/dolar paritesinde 1,3275 seviyesi takip ediliyor.
Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde, Fransa'daki yüksek bütçe açığı ve siyasi belirsizliklerin tahvil piyasaları üzerindeki etkisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Lagarde, Fransa'nın kamu maliyesini düzeltmesi gerektiğini belirterek çözümün ECB'den ziyade Paris yönetiminin atacağı adımlarda olduğunu vurguladı.
ECB Başkanı ayrıca Euro Bölgesi'nde enflasyonun önemli ölçüde enerji fiyatlarından kaynaklandığını, ancak ücret artışlarının diğer fiyatlara yayılma riskinin de yakından takip edildiğini ifade etti. Piyasalarda aralık ayında yeni bir faiz artışı ihtimali yüzde 82 seviyesinde fiyatlanıyor.
Küresel risklere rağmen kıymetli metallerde beklenen yükseliş henüz gerçekleşmedi. Gümüşün 60 dolar seviyesinin altına gerileyerek 59 dolar civarına çekildiği, altının ise ons başına 4.160 dolar seviyelerinde işlem gördüğü belirtiliyor.
Altın ve gümüş fiyatları üzerinde yüksek tahvil faizleri ve doların seyri etkili oluyor. Faiz getirisi olmayan altın, tahvil getirilerinin yükseldiği dönemlerde yatırımcılar açısından daha az cazip hale gelebiliyor. Yapay zekâ yatırımlarını finanse etmek için teknoloji şirketlerinin artan borçlanma ihtiyacı da küresel sermayenin tahvil piyasalarına yönelmesini destekleyen unsurlar arasında gösteriliyor.
Buna karşılık altına yönelik yatırım talebinin tamamen ortadan kalktığı söylenemiyor. Dünya Altın Konseyi verilerine dayandırılan bilgilere göre altın eylülde yüzde 8,5 değer kaybederken altın fonlarına yaklaşık 10 milyar dolarlık giriş gerçekleşti.
Teknik görünüm açısından ons altında 4.225 dolar seviyesinin üzerinde günlük kapanış yapılması, yukarı yönlü hareketin yeniden güç kazanması açısından takip ediliyor. Ancak kısa vadeli fiyat hareketleri faiz beklentileri, dolar ve jeopolitik gelişmelere bağlı kalmaya devam ediyor.
Kripto para piyasasında Bitcoin, 84 bin dolar seviyesinin yakınında yön arayışını sürdürüyor. Piyasalardaki risk iştahı, ABD enflasyon verisi ve Fed'in faiz politikasına ilişkin beklentiler kripto varlıkların seyri açısından önem taşıyor.
Faiz beklentilerinin gevşemesi, riskli varlıklara yönelik talebi destekleyebilecek unsurlar arasında bulunuyor. Bununla birlikte jeopolitik risklerin artması ve finansal piyasalardaki belirsizlikler, Bitcoin dahil kripto varlıklarda dalgalanmaya neden olabilir.
Türkiye ekonomisinde ağustos ayı ödemeler dengesi verileri öne çıktı. Ağustos ayında cari işlemler hesabı 4,1 milyar dolar fazla verdi. Turizm gelirlerinin yaz aylarında cari dengeyi desteklemesi beklenen bir gelişme olarak değerlendirildi.
Buna karşın yılın ilk sekiz ayındaki toplam cari açık 31,5 milyar dolara ulaştı. Geçen yılın aynı döneminde cari açık 19,7 milyar dolar seviyesindeydi.
Verilerin fon krizinin etkilerinden önceki dönemi kapsaması nedeniyle eylül ayı rakamları da yakından izlenecek.
Döviz piyasasında dolar/TL kuru 49,40 seviyesine yaklaşırken Türkiye'nin beş yıllık kredi risk primi (CDS) 248 baz puan civarında seyretti. Borsa İstanbul'da önceki gün alımlar görülürken bankacılık endeksi yüzde 1,2 yükseldi. Tahvil faizleri ise yatay görünümünü korudu.
14 Ekim 2026 itibarıyla piyasalarda üç ana başlık öne çıkıyor: Orta Doğu'daki çatışmaların enerji fiyatlarına etkisi, ABD enflasyon verisinin Fed'in faiz politikasına ilişkin beklentileri nasıl değiştireceği ve yüksek tahvil faizlerinin altın gibi getirisi olmayan varlıklar üzerindeki baskısı.
Türkiye'de ise cari denge, döviz kuru ve fon krizinin yansımaları takip ediliyor. Petrol fiyatlarının yüksek seyretmesi ve küresel ekonomik görünümdeki belirsizlikler, yatırımcıların temkinli hareket etmesine neden oluyor.
Özetle: Brent petrolün 107 dolara yükselmesi ve ABD enflasyon verisi, günün piyasa gündemini belirliyor. Verinin beklentilerden sapması; dolar, altın, tahvil faizleri ve kripto para piyasalarında yeni fiyat hareketlerini beraberinde getirebilir.