14.09.2026 08:48
Güncellenme: 17.09.2026 20:41

Küresel piyasalar yeni haftaya Orta Doğu'daki gelişmeler ve artan enerji fiyatlarının gölgesinde başladı. Umman'ın arabuluculuğunda İran ile Körfez ülkeleri arasında yapılması planlanan diplomasi toplantısının ertelenmesi, bölgede tansiyonun düşeceğine yönelik beklentileri zayıflattı.
Hürmüz Boğazı'ndaki petrol akışına ilişkin endişelere Suudi Arabistan'ın doğu-batı petrol boru hattının drone saldırısı sonrasında devre dışı kalması da eklendi.
Brent petrolün varil fiyatı haftayı 104,60 dolardan tamamlamasının ardından yeniden 108 dolar seviyesine yükseldi. Enerji piyasasındaki gelişmeler, küresel enflasyon açısından da önemli bir risk oluşturuyor.
Petrol fiyatlarındaki yükselişin akaryakıt tarafındaki etkileri de belirginleşiyor. ABD'de ortalama dizel fiyatının galon başına 6,20 dolarla yeni rekor seviyeye ulaşması, enerji maliyetlerindeki artışın ekonomiye yansımaya başladığını gösteriyor.
Özellikle petrol ve doğal gaz ithalatına bağımlı ekonomiler açısından enerji fiyatlarındaki yükseliş, üretim ve taşımacılık maliyetlerini artırabilir. Bu durum merkez bankalarının enflasyonla mücadelesini zorlaştırırken, faiz indirim beklentilerini de baskılayabilir.
Yatırımın Yeni Adı Paratron ile Siz de Kazanmaya Başlayın!
Bu haftanın en önemli gündem maddesi, ABD Merkez Bankası'nın faiz kararı olacak. Piyasalar, çarşamba günü açıklanacak karar öncesinde 25 baz puanlık faiz artırımına yaklaşık yüzde 86 ihtimal veriyor.
ABD'de cuma günü açıklanan tüketici enflasyonu sonrasında faiz beklentilerindeki değişim, tahvil piyasasında da sert hareketlere neden oldu. ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 5 seviyesine yaklaşırken, yüksek tahvil getirileri hisse senetleri ve değerli metaller üzerinde baskı oluşturuyor.
Ancak piyasada faiz artışı konusunda farklı görüşler de bulunuyor. Özellikle çekirdek enflasyonun yıllık bazda gerilemesi ve mevcut fiyat baskısının önemli bölümünün enerji kaynaklı olması, Fed'in faiz artışında daha temkinli davranabileceği beklentisini canlı tutuyor.
Fed'in piyasa beklentilerinin aksine faizleri sabit bırakması, kısa vadede risk iştahını destekleyebilir. Böyle bir karar hisse senetleri ve diğer riskli varlıklarda rahatlama yaratabilir.
Bununla birlikte faiz artırımının gerçekleşmemesi, tahvil piyasasında Fed'in enflasyonla mücadelede zorlandığı yönündeki endişeleri de artırabilir. Bu nedenle çarşamba günkü karar kadar Fed'in karar metni ve üyelerin gelecek döneme ilişkin mesajları da önem taşıyor.
Petrol ve faiz endişelerine yapay zeka şirketleriyle ilgili gelişmeler de eklenince küresel risk iştahı haftaya zayıf başladı.
Asya piyasalarında Nikkei yaklaşık yüzde 1 gerilerken, KOSPI'deki kayıp yüzde 2,6'ya ulaştı. Şangay ve Tayvan borsalarında da satış baskısı öne çıktı.
ABD borsalarının vadeli işlemlerinde Nasdaq yüzde 1,3, S&P 500 ise yüzde 0,5 ekside seyrediyor.
Yükselen tahvil faizleri, faiz getirisi bulunmayan değerli metaller üzerinde baskı yaratmaya devam ediyor.
Altının ons fiyatı yeni haftaya yaklaşık 4.340 dolar seviyesinde başlarken, gümüş 64 dolar civarında işlem görüyor.
Özellikle ABD tahvil faizlerinin yüzde 5 seviyesine yaklaşması, değerli metaller açısından önemli bir risk unsuru olarak öne çıkıyor. Fed kararının ardından tahvil faizlerinin yönü altın ve gümüş fiyatlarının seyri açısından yakından izlenecek.
Kripto para piyasasında da küresel risk iştahındaki zayıflama hissediliyor. Bitcoin 77.500 dolar civarında yatay bir görünüm sergiliyor.
Faiz beklentilerindeki sert değişim ve yüksek tahvil getirileri, kripto varlıklar açısından kısa vadede baskı oluşturan faktörler arasında bulunuyor.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın politika faizini yüzde 37'de sabit tutmasının ardından piyasaların odağı ekim ayındaki PPK toplantısına çevrildi.
Ancak petrol fiyatlarının 100 doların üzerinde kalması Türkiye açısından önemli bir risk oluşturuyor. Enerji ithalat maliyetlerinin yükselmesi, hem cari denge hem de enflasyon görünümü üzerinde baskı yaratabilir.
Dün açıklanan zayıf sanayi üretimi verisi ise iç talep ve ekonomik aktivite tarafındaki yavaşlama sinyallerini güçlendirdi.
Dolar endeksi yeni haftaya yükselişle başlarken, euro 1,1560 ve sterlin 1,35 seviyelerine geriledi.
Dolar/TL ise 48,62 seviyesine yükseldi. Türkiye'nin 5 yıllık CDS primi 225 baz puana çıkarken, iki yıllık gösterge tahvilin bileşik faizi yüzde 39,76 seviyesinde bulunuyor.
Yurt içi piyasalarda TCMB'nin faiz kararı sonrasında yeni yön arayışının devam etmesi bekleniyor.
Fed'in yanı sıra Japonya Merkez Bankası'nın faiz kararı da haftanın önemli gündem maddeleri arasında.
BoJ'un politika faizini 25 baz puan artırması beklenirken, Japon Yeni son haftalarda değer kazanarak 154 seviyelerine kadar toparlandı.
Japonya'da faizlerin yükselmesi, uzun yıllardır küresel piyasalarda önemli bir finansman kaynağı olan yen üzerinden yapılan carry trade işlemleri açısından da yakından takip ediliyor.
Küresel piyasaların gündeminde bu hafta iki temel başlık öne çıkıyor: petrol fiyatları ve merkez bankaları.
Brent petrolün 108 dolar seviyesine yükselmesi enerji kaynaklı enflasyon endişelerini yeniden güçlendirirken, ABD tahvil faizlerinin yüzde 5'e yaklaşması piyasalar üzerindeki baskıyı artırıyor.
Türkiye açısından ise yüksek enerji fiyatları ve ekim ayında başlaması beklenen faiz indirimi süreci arasındaki denge önemli olacak.
Bu haftanın en kritik sorusu Fed'in faiz kararı. Piyasanın büyük bölümünün faiz artışı beklediği bir ortamda gelecek karar, tahvil faizlerinden borsalara, altından Bitcoin'e kadar birçok varlık sınıfında sert hareketlere neden olabilir.