11.09.2026 08:24
Güncellenme: 17.09.2026 09:07

Küresel piyasalar haftanın son işlem gününe petrol fiyatlarındaki sert yükselişin gölgesinde giriyor. Orta Doğu'daki savaşın genişlemesi ve Hürmüz Boğazı'ndaki petrol akışının kısıtlı kalması, enerji piyasalarında arz endişelerini yeniden güçlendirdi.
Brent petrolün dün yaklaşık yüzde 6 yükselmesinin ardından 110 dolar sınırına yaklaşması, haftalık yükselişi de yüzde 13'e yaklaştırdı. Yemen'deki gelişmeler ve Kızıldeniz üzerinden Suudi Arabistan'ın petrol ihracatına yönelik riskler de piyasadaki endişeleri artırıyor.
Petroldeki yükseliş yalnızca enerji piyasasını değil, enflasyon beklentilerini de etkiliyor. ABD'de ortalama dizel fiyatının ilk kez galon başına 6 doların üzerine çıkması, enerji maliyetlerindeki artışın tüketicilere yansımaya başladığını gösteriyor.
Petrol fiyatlarındaki yükseliş, merkez bankalarının enflasyonla mücadelesini zorlaştırıyor. Enerji maliyetlerinin yeniden enflasyonu yukarı çekmesi halinde faiz indirimleri yerine yeni faiz artırımlarının gündeme gelmesi ihtimali güçleniyor.
Fed'in gelecek haftaki toplantısında 25 baz puanlık faiz artışı ihtimali yüzde 70'e yaklaşırken, piyasalar yıl sonuna kadar yaklaşık 45 baz puanlık ilave sıkılaşmayı fiyatlıyor.
ABD 10 yıllık tahvil faizinin yüzde 5 seviyesine yaklaşması da dikkat çekiyor. 30 yıllık tahvil faizi ise yüzde 5,38 ile son 19 yılın en yüksek seviyelerini test etti.
Yatırımın Yeni Adı Paratron ile Siz de Kazanmaya Başlayın!
Avrupa Merkez Bankası (ECB), eylül toplantısında politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 2,50'ye çıkardı. Böylece ECB bu yıl ikinci kez faiz artırmış oldu.
Avrupa'da enflasyonun yüzde 3'ün üzerinde seyretmesi ve enerji fiyatlarının yeniden yükselmesi, ekim ayında yeni bir faiz artışı ihtimalinin de tamamen masadan kalkmasını engelliyor.
Euro, faiz artışına rağmen 1,16 doların üzerinde tutunurken, sterlin de 1,35 seviyesinin hemen üzerinde işlem görüyor.
Küresel faiz görünümünde Japonya da önemli bir başlık haline geldi. BoJ'un gelecek haftaki toplantısında politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 1,25'e yükseltmesi artık güçlü şekilde fiyatlanıyor.
Japonya'da üretici enflasyonunun ağustosta yıllık yüzde 7,6'ya yükselmesi de Merkez Bankası'nın faiz artışını destekleyebilecek gelişmeler arasında bulunuyor.
Yenin değer kazanması ise küresel piyasalarda uzun süredir kullanılan carry trade stratejileri açısından yeni bir risk oluşturuyor.
Yükselen tahvil faizleri, faiz getirisi bulunmayan değerli metaller üzerinde baskı oluşturuyor.
Altının ons fiyatı dün yaklaşık yüzde 2 gerilerken, bu sabah 4.300 dolar seviyesine yaklaştı. Gümüşte ise satış çok daha sert gerçekleşti. Gümüşün ons fiyatı dün yüzde 5,5 değer kaybederek 63 dolar civarına geriledi.
Bakır fiyatlarındaki yaklaşık yüzde 5'lik düşüş de satış baskısının yalnızca değerli metallerle sınırlı olmadığını gösterdi.
Kripto para piyasası da küresel risk iştahındaki bozulmadan etkileniyor. Bitcoin son beş gündür devam eden satışların ardından 77 bin doların altına geriledi.
Yükselen tahvil faizleri ve merkez bankalarının daha sıkı para politikası uygulayabileceği beklentisi, başta Bitcoin olmak üzere riskli varlıklar üzerindeki baskıyı artırıyor.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, eylül ayı toplantısında politika faizini beklentiler doğrultusunda yüzde 37'de sabit tuttu. Gecelik borç verme faizi yüzde 40, borçlanma faizi ise yüzde 35,5 seviyesinde bırakıldı.
Karar metninde enflasyon eğilimindeki gerilemeye ve iç talepteki yavaşlamaya dikkat çekilirken, yüksek enerji fiyatlarının enflasyon açısından oluşturduğu risk de vurgulandı.
Türkiye açısından petrol fiyatlarındaki yükseliş özellikle önemli. Enerjide dışa bağımlılığın yüksek olması nedeniyle Brent petrolün 100 doların üzerinde kalması, önümüzdeki dönemde enflasyon görünümü açısından yakından takip edilecek.
İç talepteki yavaşlama ve liralaşma eğilimi faiz indirimi beklentilerini canlı tutuyor. Ancak petrol fiyatlarında yaşanan sert yükseliş, TCMB'nin önündeki tabloyu zorlaştırıyor.
Özellikle kış aylarına girilirken enerji maliyetlerinin yüksek seyretmesi, maliyet kaynaklı enflasyon riskini artırabilir. Bu nedenle piyasaların gözü bir sonraki PPK toplantısında olacak.
Haftalık verilere göre, yurt dışı yerleşiklerin hisse senedi portföyünde 650 milyon dolarlık azalış görüldü. DİBS tarafında ise 160 milyon dolarlık sınırlı giriş gerçekleşti.
Bu tablo, uzun bir dönemin ardından yabancı yatırımcıların menkul kıymet portföyünde net azalış yaşandığına işaret ediyor.
TCMB'nin net yabancı para pozisyonu ise 9 Eylül valörlü işlemlerde 48,6 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.
Bugünün en önemli gündem maddelerinden biri ABD'nin ağustos ayı tüketici enflasyonu olacak.
Reuters anketine göre, piyasa beklentisi manşet TÜFE'nin aylık yüzde 0,4, çekirdek enflasyonun ise yüzde 0,2 artması yönünde. Yıllık enflasyon beklentisi yüzde 3,4, çekirdek enflasyon beklentisi ise yüzde 2,4 seviyesinde bulunuyor.
Beklentilerin üzerinde gelecek bir enflasyon verisi, Fed'in gelecek haftaki faiz kararına ilişkin beklentileri daha da sertleştirebilir.
Küresel piyasaların ana gündemi artık petrol ve faiz ikilisinde şekilleniyor. Brent petrolün 110 dolara yaklaşması, enerji kaynaklı enflasyon endişelerini yeniden öne çıkarırken tahvil faizlerindeki yükseliş riskli varlıkları baskılıyor.
Türkiye açısından ise tablo biraz daha farklı. TCMB faizleri sabit tutarak temkinli duruşunu korurken, petrol fiyatlarındaki yükseliş önümüzdeki dönemde faiz indirimi sürecinin hızını belirleyecek önemli faktörlerden biri olabilir.
Bugünün kritik sorusu ise ABD enflasyonunun beklentileri aşıp aşmayacağı. Verinin yüksek gelmesi halinde küresel piyasalarda satış baskısının daha da güçlenmesi şaşırtıcı olmayacaktır.