15.09.2026 09:09
Güncellenme: 17.09.2026 18:15

Küresel piyasalar, jeopolitik risklerin ve enerji fiyatlarındaki sert yükselişin gölgesinde Fed'in eylül ayı toplantısına odaklandı. Fed'in bugün başlayan ve yarın sonuçlanacak toplantısı öncesinde piyasalarda 25 baz puanlık faiz artırımı beklentisi yüzde 91 seviyesine yükselmiş durumda.
Fed'in faiz artırması halinde enflasyonla mücadelede kararlı bir görüntü vermesi beklenirken, yüksek faizlerin ekonomik aktivite üzerindeki baskısı da artabilir. Faizin sabit tutulması ise bu kez Fed'in enflasyon karşısındaki kararlılığına ilişkin soru işaretlerini güçlendirebilir.
Bu nedenle Fed'in önünde oldukça zor bir denklem bulunuyor. Faiz artırımı ekonomiyi yavaşlatma riski taşırken, faiz artırmaması uzun vadeli tahvil faizlerinde yeni bir yükselişi tetikleyebilir.
Ortadoğu'daki enerji arzına ilişkin endişeler piyasaların en önemli gündem maddelerinden biri olmaya devam ediyor.
Hürmüz Boğazı'nda gemi trafiğinin büyük ölçüde aksaması sonrasında Suudi Arabistan'ın alternatif ihracat güzergâhı olarak kullandığı doğu-batı petrol boru hattının da drone saldırısı nedeniyle devre dışı kalması enerji piyasasındaki endişeleri artırdı.
Bunun yanında İran destekli Husilerin Bab el-Mendeb çevresindeki faaliyetleri, Kızıldeniz üzerinden gerçekleştirilen alternatif sevkiyatların güvenliği konusunda da soru işaretleri oluşturuyor.
Brent petrolün varil fiyatı 110 dolar seviyesine yaklaşarak son dört ayın en yüksek seviyesine çıktı.
Enerji krizinin etkisi yalnızca ham petrol fiyatıyla sınırlı kalmıyor. Gösterge jet yakıtı fiyatı geçen hafta yaklaşık yüzde 20 yükselirken, Akdeniz'de rafineri crack marjının varil başına 100 dolara kadar çıkması rafine ürün piyasasında da ciddi arz baskısına işaret ediyor.
Yatırımın Yeni Adı Paratron ile Siz de Kazanmaya Başlayın!
Enerji fiyatlarındaki yükselişin enflasyonu yeniden yukarı çekebileceği endişesi, tahvil piyasasında da satış baskısını artırıyor.
ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 5,01 seviyesine yükselirken, uzun vadeli faizlerdeki hareket Fed toplantısının önemini daha da artırdı.
Piyasanın temel endişesi, yüksek petrol fiyatlarının enflasyonu yeniden tetiklemesi. Böyle bir ortamda Fed'in faiz indirmesi zorlaşırken, faiz artışının devam etmesi de ekonomik büyüme üzerinde daha fazla baskı oluşturabilir.
Vadeli faiz kontratları, Fed'in yarın politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 3,75-4,00 aralığına yükseltmesine yüzde 91 ihtimal veriyor.
Ancak piyasalar yalnızca faiz kararını değil, Fed Başkanı Warsh'ın bundan sonraki döneme ilişkin vereceği mesajları da yakından izleyecek.
Özellikle faiz artışının tek seferlik bir ayarlama mı olacağı, yoksa yeni bir faiz artırım sürecinin başlangıcı mı olarak değerlendirileceği kritik önem taşıyor.
Fed'in kararının ardından üyelerin yılın geri kalanına ilişkin faiz beklentileri de piyasanın yönü açısından belirleyici olabilir.
ABD Başkanı Donald Trump'ın son dönemde yeniden faiz indirimi çağrılarını artırması da toplantının siyasi boyutunu öne çıkarıyor.
Petrolün 110 dolara yaklaştığı, dizel fiyatlarının 6 doların üzerine çıktığı ve ABD 10 yıllık tahvil faizinin yüzde 5'i aştığı ortamda ABD ekonomisi aynı anda yüksek enerji maliyetleri ve yüksek borçlanma maliyetleriyle karşı karşıya.
Bu tablo, Fed'in bağımsızlığına ilişkin tartışmaları da yeniden gündeme getiriyor.
Küresel risk iştahını bozan bir diğer gelişme ise yapay zeka sektöründen gelen uyarılar oldu.
Anthropic CEO'su Dario Amodei, yapay zeka teknolojisinin kötüye kullanım riskleri nedeniyle geliştirme hızının yavaşlatılması gerektiğini savundu. OpenAI CEO'su Sam Altman ve xAI'ın kurucusu Elon Musk'ın da benzer yöndeki açıklamaları teknoloji hisselerinde satışları tetikledi.
Philadelphia yarı iletken endeksi yüzde 5,2 gerilerken Nvidia yüzde 3, AMD yüzde 4,5 ve Micron yüzde 5,4 değer kaybetti. Avrupa'da ASML yaklaşık yüzde 6 düşerken, Asya tarafında SoftBank'taki kayıp yüzde 10'u aştı.
Yapay zeka yatırımlarının yavaşlayabileceği endişesi, yüksek faiz ortamında borçlanarak yapılan dev altyapı yatırımlarına ilişkin soru işaretlerini de artırıyor.
Jeopolitik risklere rağmen değerli metallerde güçlü bir yükseliş görülmemesi dikkat çekiyor.
Altının ons fiyatı 4.300 doların hemen üzerinde işlem görürken, gümüş 63,50 dolar seviyelerine kadar geriledi.
Normal şartlarda artan jeopolitik risklerin güvenli liman talebini desteklemesi beklenirken, güçlü dolar ve yükselen tahvil faizleri değerli metaller üzerinde baskı oluşturuyor.
Bitcoin ise 78 bin dolar civarında yatay seyrini koruyor.
ABD dolarının son günlerdeki yükselişi devam ediyor. DXY endeksi beş günlük kesintisiz yükselişin ardından 99,60 seviyesine çıktı.
Euro/dolar paritesi 1,1550'nin altına gerilerken, sterlin de güçlü dolar karşısında son beş haftanın en düşük seviyesine indi.
Bu tablo, ABD'de yüksek faiz beklentisinin doları desteklediğini gösteriyor.
Yurt içinde ise SPK'nın yatırım fonları ve portföy yönetim şirketlerine yönelik düzenlemesinin ardından uyum süreci piyasaların gündeminde kalmaya devam ediyor.
BIST 30 endeksi günü yüzde 1,4, ana endeks BIST 100 ise yüzde 1,6 kayıpla tamamladı.
Düzenlemenin temel amaçlarından biri özellikle serbest fonlarda tek bir hisseye aşırı yoğunlaşmanın ve fiili dolaşımı düşük hisselerde yüksek pozisyon oluşmasının sınırlandırılması olarak öne çıkıyor.
Tahvil ihracının sorunsuz gerçekleşmesine karşın Türkiye'nin risk göstergelerinde yükseliş görüldü. USD/TRY 48,62 seviyesinde işlem görürken, 5 yıllık CDS 232 baz puana yükseldi.
İki yıllık gösterge tahvilin bileşik faizi de yüzde 40,28'e çıktı.
Fed toplantısının ilk günü piyasaların ana gündem maddesi olurken, yurt içinde bütçe dengesi takip edilecek.
Yurt dışında ise Almanya ZEW ekonomik beklenti endeksi izlenecek.
Ancak günün ana başlığı şüphesiz Fed faiz kararı öncesindeki fiyatlamalar olacak. Bunun yanında petrol fiyatlarının 110 dolar seviyesine yaklaşıp yaklaşmayacağı, ABD 10 yıllık tahvil faizinin yüzde 5 üzerindeki hareketi ve doların seyri piyasaların yönü açısından önemli.
Küresel piyasalarda bugün ortaya çıkan tablo oldukça karmaşık. Bir tarafta enerji arzındaki bozulma petrol fiyatlarını yukarı taşıyarak enflasyon riskini artırıyor. Diğer tarafta yüksek faizler tüketici ve şirketlerin finansman maliyetlerini yükselterek ekonomik büyüme üzerinde baskı oluşturuyor.
Fed'in yarın vereceği karar bu nedenle yalnızca faiz oranı açısından değil, enflasyon ile büyüme arasındaki denge açısından da kritik olacak.
Piyasanın önündeki temel soru ise şu: Fed faiz artırırsa ekonomi ne kadar dayanabilir, artırmazsa tahvil piyasasındaki satış baskısı ne kadar büyür?
Şimdilik piyasalar her iki senaryoda da önemli bir risk görüyor.