08.10.2026 08:29
Güncellenme: 21.10.2026 04:58

Yapay zekâ yatırımları teknoloji şirketlerinin bilançolarında tarihi sonuçlar ortaya çıkarırken, aynı hikâyenin diğer tarafında artan borç yükü dikkat çekiyor. Samsung'un üçüncü çeyrek için açıkladığı rakamlar, yapay zekâ çiplerine yönelik talebin şirket kârlılığı üzerindeki etkisini net biçimde ortaya koydu. Ancak teknoloji şirketlerinin yeni yatırımları giderek daha fazla borçla finanse etmesi, tahvil piyasasındaki baskıyı da artırıyor.
Küresel piyasalarda bugün yapay zekâ yatırımlarının sürdürülebilirliği, yüksek tahvil faizleri, Fed'in faiz patikası ve Orta Doğu'daki gelişmeler takip ediliyor.
Samsung Electronics, 2026'nın üçüncü çeyreği için yaklaşık 107,4 trilyon won faaliyet kârı beklediğini açıkladı. Bu rakam yaklaşık 80 milyar dolara karşılık geliyor ve şirket tarihindeki en yüksek üç aylık faaliyet kârı anlamına geliyor. Samsung'un satışlarının da yaklaşık 195 trilyon won seviyesinde olması bekleniyor.
Rekorun arkasındaki temel faktör ise yapay zekâ veri merkezlerinde kullanılan bellek çiplerine yönelik güçlü talep. Özellikle yüksek bant genişlikli bellek ürünleri (HBM), yapay zekâ altyapısındaki büyümenin en önemli bileşenlerinden biri haline geldi.
Buna karşın yatırımcıların odağında yalnızca kâr rakamları bulunmuyor. Yapay zekâ yatırımlarının sürdürülebilirliği, artan sermaye harcamaları ve bellek piyasasındaki döngüsellik teknoloji şirketlerinin değerlemeleri açısından soru işaretleri yaratıyor.
Yatırımın Yeni Adı Paratron ile Siz de Kazanmaya Başlayın!
Yapay zekâ temasının finansal piyasalardaki en önemli yeni boyutlarından biri şirketlerin artan finansman ihtiyacı.
Broadcom'un yaklaşık 50 milyar dolar, SpaceX'in ise yaklaşık 40 milyar dolar kaynak sağlamaya hazırlandığı haberleri, teknoloji şirketlerinin yapay zekâ altyapısı için ne kadar büyük miktarlarda finansmana ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Reuters'a göre söz konusu borçlanma planları, Asya piyasalarındaki satış baskısının ve tahvil faizlerindeki yükseliş endişelerinin de önemli başlıklarından biri oldu.
Buradaki temel soru, yapay zekâ yatırımlarından elde edilecek gelirlerin bu borçların maliyetini ne kadar hızlı karşılayabileceği.
Yapay zekâ yatırımları güçlü büyüme yaratmaya devam etse bile, yüksek faiz ortamında borçla finanse edilen yatırımların geri dönüş süresi uzadıkça şirketlerin finansman maliyetleri de önem kazanıyor.
Yapay zekâ yatırımlarındaki borçlanma, zaten yüksek olan küresel borç stokunun üzerine ekleniyor.
IIF verilerine göre; küresel borç 2026'nın ilk yarısında 365 trilyon doların üzerine çıktı ve dünya GSYH'sinin yaklaşık yüzde 311'ine ulaştı. Bu nedenle kullanıcının bültenindeki 366 trilyon dolarlık ifade kabaca doğru olsa da, güncel IIF verisinde daha net rakam 365 trilyon doların üzerinde.
Özellikle yüksek kamu borcu bulunan ülkelerde tahvil faizlerinin yükselmesi, borcun yeniden finansman maliyetini artırıyor. Yapay zekâ şirketlerinin de büyük ölçekli borçlanma programlarına yönelmesi bu açıdan tahvil piyasası için yeni bir baskı unsuru oluşturuyor.
IMF Başkanı Kristalina Georgieva da yüksek enerji fiyatları, artan kamu borcu ve yapay zekâ yatırımlarının küresel ekonomi açısından önemli risk ve fırsatlar oluşturduğuna dikkat çekti.
Tahvil piyasasındaki hareketlilik de bu tablonun önemli bir parçası.
ABD'nin 30 yıllık tahvil getirisi yüzde 5,73 seviyesine kadar yükselirken, uzun vadeli faizlerdeki yüksek seyir hisse senetleri açısından da önem taşıyor. Uzun vadeli tahvil getirilerinin yükselmesi, özellikle yüksek büyüme beklentisiyle değerlenen teknoloji şirketlerinin finansal değerlemeleri üzerinde baskı yaratabiliyor.
ABD 10 yıllık tahvil ihalesine gelen güçlü talep ise piyasadaki endişelerin bir bölümünü hafifletti. Bunun ardından altının ons fiyatı yeniden 4.140 dolar, gümüş ise 60 dolar civarına yükseldi.
Tahvil faizlerindeki yükseliş ve ABD ekonomisine ilişkin beklentiler doları desteklemeye devam ediyor.
Dolar endeksi 102,50 seviyesine yaklaşırken, EUR/USD paritesi yeniden 1,12 seviyesinin altına geriledi. Avrupa tarafında özellikle Fransa'nın mali görünümüne ilişkin endişeler, euro üzerindeki baskıyı artıran faktörler arasında yer alıyor.
Altın ise önceki gün 4.065 dolara kadar gerilemesinin ardından tahvil ihalesinin desteğiyle toparlandı. Gümüş de 59 doların altını test ettikten sonra yeniden 60 dolar seviyesine çıktı.
Orta Doğu'daki jeopolitik gelişmeler de piyasaların gündemindeki yerini koruyor.
Reuters'ın aktardığı gelişmelere göre; İran'la bağlantılı Husiler Suudi Arabistan'daki havalimanlarına yönelik saldırılar gerçekleştirirken, Suudi öncülüğündeki koalisyon da Yemen'de 80'den fazla Husi hedefinin vurulduğunu açıkladı. Aden Havalimanı da füze ve İHA saldırısının hedefi oldu.
Çatışmaların Bab el-Mandeb çevresinde yoğunlaşması enerji ve taşımacılık açısından ayrıca önem taşıyor. Hürmüz Boğazı'ndaki petrol taşımacılığının zaten baskı altında olduğu ortamda Bab el-Mandeb'in de risk bölgesine dönüşmesi, küresel petrol arzı açısından endişeleri artırıyor.
Brent petrolün varil fiyatı bu gelişmelerin etkisiyle yeniden 102 doların üzerine çıktı. Reuters da bölgedeki gerilimin petrol ihracatı ve piyasa risk iştahı üzerinde etkili olduğunu bildiriyor.
Fed'in 15-16 Eylül toplantısına ilişkin tutanaklar da dün yayımlandı.
Fed, eylül toplantısında politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 3,75-4,00 aralığına yükseltmişti. Tutanaklarda tüm üyelerin bu artışı desteklediği görüldü. Üyelerin çoğu ise yıl sonuna kadar bir faiz artışının daha uygun olabileceğini değerlendirdi.
Fed'in bir sonraki toplantısı 27-28 Ekim'de yapılacak. Tutanaklarda gelecekteki kararların gelen ekonomik verilere ve risk dengesine bağlı olacağı özellikle vurgulandı.
Piyasa fiyatlamasında ekim ayında faizlerin sabit bırakılmasına yönelik beklenti yüksek kalırken, aralık toplantısı için faiz artışı ihtimali de yakından izleniyor.
Türkiye tarafında ise yatırım fonlarında yaşanan kriz ve tasfiye süreci piyasaların ana gündem maddesi olmaya devam ediyor.
BIST 30 endeksi önceki seansta yüzde 2,4, BIST 100 ise yaklaşık yüzde 2 geriledi. Fon tasfiyelerinin hisse senetleri üzerindeki satış baskısı ve sermaye piyasalarındaki belirsizlik yakından izleniyor.
Cumhurbaşkanlığı tarafından daha önce yapılan açıklamalarda, tasfiye sürecindeki fonlarla ilgili çalışmaların sürdürülmesi, yatırımcı haklarının korunması ve ödemelerin mümkün olan en kısa sürede gerçekleştirilmesinin öncelik olduğu belirtilmişti. Ayrıca sürecin koordinasyonu için Fon Koordinasyon Kurulu oluşturulmuştu.
SPK da tasfiye sürecindeki fonlarda mutabakatı tamamlanan yatırımcılara, tasfiye sonucunda hak kazanılacak ödemelere mahsup edilmek üzere ara ödeme yapılmasına karar vermişti.
USD/TRY kuru 49,22 seviyesine yükselirken, Türkiye'nin CDS primi 251 baz puan civarında bulunuyor. ABD tahvil faizlerindeki yüksek seyir nedeniyle Türkiye'nin 10 yıllık eurobond getirisi de yüzde 8 seviyesine yakın seyretmeye devam ediyor.
8 Ekim Perşembe günü küresel piyasalarda Fed tutanaklarının ardından faiz beklentileri, ABD tahvil faizleri, Brent petrol, dolar endeksi ve Orta Doğu'daki gelişmeler öne çıkıyor.
Türkiye'de ise fon krizine ilişkin gelişmelerin yanı sıra Borsa İstanbul'un seyri, döviz kurları ve tahvil faizleri takip edilecek.
Genel görünümde piyasalar iki farklı hikâyeyi aynı anda fiyatlıyor: Bir tarafta yapay zekâ yatırımları ve teknoloji şirketlerinin rekor kârları, diğer tarafta yükselen borçlanma maliyetleri, yüksek kamu borcu ve jeopolitik riskler. Yapay zekâ büyümesinin finansman maliyeti yükseldikçe, yatırımcıların şirket kârlarından çok bu kârların ne kadar sürdürülebilir olduğuna odaklanması beklenebilir.