07.10.2026 08:51
Güncellenme: 08.10.2026 01:25

ABD borsalarında yapay zeka ve teknoloji hisseleri öncülüğündeki yükseliş devam ederken, tahvil piyasasında yüksek faizler dikkat çekiyor. S&P 500 ve Nasdaq rekor seviyelerini test ederken ABD 10 yıllık tahvil faizi yüzde 5,30'un üzerinde seyrediyor.
Ortaya çıkan tablo, hisse ve tahvil piyasalarının aynı ekonomik görünümü farklı şekilde fiyatladığını gösteriyor. Bir tarafta güçlü büyüme ve yapay zeka yatırımlarının şirket kârlarını destekleyeceği beklentisi bulunurken, diğer tarafta yüksek enflasyon, 40 trilyon doları aşan kamu borcu ve yoğun tahvil arzı nedeniyle ABD'nin borçlanma maliyetleri yükseliyor.
ABD'de S&P 500 endeksinde yer alan şirketlerin toplam piyasa değeri ilk kez 71 trilyon doların üzerine çıktı. Bu rakam, 2026 yılında yaklaşık 126 trilyon dolara ulaşması beklenen dünya ekonomisinin yıllık üretiminin yarısından fazlasına denk geliyor.
Piyasa değeri ile ekonomik üretimin birebir karşılaştırılması doğru olmasa da rakam, ABD borsalarındaki değerlemelerin ulaştığı büyüklüğü ortaya koyuyor.
Yükselişin özellikle büyük teknoloji ve yapay zeka şirketlerinde yoğunlaşması da dikkat çekiyor. En büyük 13 şirketin toplam piyasa değerinin yaklaşık 31 trilyon dolara ulaşması, yükselişin piyasanın belirli bir bölümünde toplandığını gösteriyor.
Yatırımın Yeni Adı Paratron ile Siz de Kazanmaya Başlayın!
Normal şartlarda tahvil faizlerinin yükselmesi hisse senetleri üzerinde baskı yaratabilir. Daha yüksek risksiz getiri, yatırımcıların hisse senetlerinden beklediği getiriyi artırırken şirketlerin gelecekteki nakit akışlarının bugünkü değerini de azaltır.
Ancak mevcut tabloda hisse ve tahvil yatırımcılarının piyasayı farklı açılardan değerlendirdiği görülüyor.
Tahvil yatırımcıları yüksek kamu borcu, enflasyon ve artan tahvil arzı nedeniyle daha yüksek getiri talep ediyor. Hisse yatırımcıları ise ekonomik büyümenin ve özellikle yapay zeka yatırımlarının şirket kârlarını desteklemeye devam edeceğine odaklanıyor.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde kritik soru yalnızca “tahvil faizleri yükseliyor mu?” değil, “faizler neden yükseliyor?” olacak.
Faiz artışının şirket kârları üzerindeki baskısı sınırlı kaldığı sürece borsalar yüksek faizlere direnebilir. Ancak yüksek borçlanma maliyetleri ekonomik büyümeyi ve şirket kârlarını belirgin biçimde zayıflatmaya başlarsa hisse ve tahvil piyasalarındaki ayrışma sona erebilir.
Türkiye tarafında ise yatırımcıların gündeminde hem fon piyasasındaki gelişmeler hem de TCMB'nin önümüzdeki dönemde atabileceği faiz adımları bulunuyor.
Eylül enflasyonunun beklentilerin altında kalmasının ardından faiz indirimi beklentileri yeniden güçlenirken, TCMB'nin yayımladığı Fiyat Gelişmeleri Raporu ve Başkan Fatih Karahan'ın TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'ndaki sunumu da yakından takip edildi.
İç talepteki yavaşlama dikkat çekerken, perakende satışlar ve reel kart harcamalarındaki ivme kaybı bu görünümü destekleyen göstergeler arasında yer aldı.
TCMB'nin takip ettiği altı ana eğilim göstergesinin ortalaması eylül ayında aylık yüzde 1,72'ye geriledi. Üç aylık ortalama ise yüzde 1,8 seviyesine indi. Bu görünüm, enflasyonun ana eğiliminde aşağı yönlü hareketin devam ettiğine işaret ediyor.
İç talepteki yavaşlama ile enflasyonun ana eğilimindeki düşüşün birlikte devam etmesi, TCMB'nin faiz indirimi konusunda elini rahatlatabilir.
Piyasa değerlendirmelerinde 22 Ekim ve 10 Aralık'taki PPK toplantılarında 100'er baz puanlık faiz indirimi ihtimali öne çıkıyor. Bununla birlikte jeopolitik gelişmeler ve enerji fiyatları, TCMB'nin kararlarında önemli risk unsurları olmaya devam ediyor.
Dolar/TL kuru yarın valörlü işlemlerde 49,20 seviyesine yükselirken, Türkiye'nin 5 yıllık CDS primi 250 baz puana geriledi. Faiz indirimi beklentilerine duyarlı bankacılık endeksi de son iki işlem gününde yaklaşık yüzde 3,5 yükseldi.
Küresel piyasalarda jeopolitik gündem de önemini koruyor.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Washington'ın İran'la olası bir anlaşma için nükleer zenginleştirme kapasitesinde anlamlı bir azaltım beklediğini söyledi. Vance, sözlü taahhütlerin yeterli olmayacağını ve somut adımlar gerektiğini belirtti. ABD ile İran arasında savaşın sona erdirilmesi ve Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması amacıyla görüşmeler sürerken, nükleer program konusunda tarafların pozisyonları arasında önemli farklılıklar bulunuyor.
Bu gelişmeler enerji piyasaları açısından da kritik. Brent petrolün varil fiyatı yüzde 1'in üzerinde yükselerek 102 dolar seviyesine yaklaşırken, Orta Doğu'dan petrol ihracatının devam etmesi fiyatlardaki yükselişi sınırlayan faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.
ABD'deki iyimser havaya karşın Asya piyasalarında daha temkinli bir görünüm var.
Japonya'da Nikkei ve Güney Kore'de KOSPI yaklaşık yüzde 1 gerilerken Hong Kong'da Hang Seng endeksi de yüzde 0,6 civarında değer kaybetti.
Petrol arzına ilişkin endişeler ve Orta Doğu'daki gelişmeler bölge piyasalarının seyrinde etkili oluyor.
Fransa'da ise yüksek borç ve bütçe açığı gündemdeki yerini koruyor. Marine Le Pen, 2027 cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde kamu harcamalarında 2032'ye kadar 140 milyar avroluk net tasarruf hedefi açıkladı. Planın temel amacı, bütçe açığını azaltmak ve borç dinamiklerini kontrol altına almak. Açıklamaların ardından Fransız tahvillerinde kısa vadeli bir rahatlama görüldü.
EUR/USD paritesi de 1,1250 seviyesine toparlandı.
ABD'de yatırımcıların bugünkü en önemli gündem maddelerinden biri, Fed'in son toplantısına ilişkin tutanaklar olacak.
Ayrıca bugün gerçekleştirilecek 10 yıllık tahvil ihalesi ile yarınki 30 yıllık tahvil ihalesi, yatırımcıların yüksek faiz seviyelerinde ABD borçlanma araçlarına olan talebini görmek açısından önemli.
ABD 10 yıllık tahvil faizi son günlerde çok yüksek seviyelerde kalırken, son verilerde getirinin 5,30-5,31 bandına çıktığı görülüyor.
Kıymetli metallerde yatay seyir devam ediyor.
Altının ons fiyatı 4.140 dolar, gümüş ise 61 dolar civarında hareket ediyor. Gümüşte 60 dolar seviyesi kısa vadede önemli bir destek bölgesi olarak izleniyor.
Kripto para piyasasında ise Bitcoin, 87 bin dolar seviyesinin üzerinde kalıcı olmakta zorlanmasının ardından 84 bin dolar civarına geriledi.
7 Ekim 2026 Çarşamba günü yatırımcıların radarında özellikle şu başlıklar bulunuyor:
Genel görünümde piyasalar iki farklı hikâyeyi fiyatlıyor: ABD'de güçlü büyüme ve yapay zeka iyimserliği hisse senetlerini desteklerken, yüksek kamu borcu ve tahvil arzı uzun vadeli faizleri yukarıda tutuyor. Türkiye'de ise enflasyondaki düşüş ve iç talepteki yavaşlama, faiz indirimi beklentilerini güçlendiren temel unsurlar olarak öne çıkıyor.