02.10.2026 08:41
Güncellenme: 07.10.2026 22:20

Küresel tahvil piyasalarında satış baskısı devam ederken, uzun vadeli tahvil faizleri birçok ülkede son yılların yüksek seviyelerine ulaştı. ABD'de 10 yıllık tahvil faizi gün içinde yüzde 5,34 seviyesini görerek 2002'den bu yana en yüksek seviyeye çıktı.
İngiltere'de ise 30 yıllık tahvil faizi yüzde 6'nın üzerine yükselerek 1998'den bu yana en yüksek seviyeyi gördü.
Tahvil faizlerindeki yükselişte yüksek enerji maliyetlerinin yanı sıra küresel ekonominin güçlü seyretmesi ve yapay zeka ile veri merkezi yatırımlarının artan finansman ihtiyacı da etkili oluyor.
Uzun vadeli faizlerdeki yükseliş yalnızca tahvil yatırımcılarını ilgilendirmiyor. Konut kredilerinden şirket finansmanına, kamu borçlanma maliyetlerinden tüketici kredilerine kadar ekonominin geniş bir bölümünü etkiliyor.
ABD'de konut kredisi faizlerinin geçen ay yüzde 7'nin üzerine çıkması da bu etkinin önemli örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.
Hafta ortasında açıklanan PCE enflasyon verisinin beklentilerin altında kalmasının ardından Fed yetkililerinden gelen açıklamalar da ekim ayındaki faiz artışı beklentilerini aşağı çekti.
New York Fed Başkanı John Williams, para politikasında değişiklik yapmak için aciliyet olmadığını belirtirken, diğer Fed yetkililerinin açıklamaları da benzer yönde oldu.
Bunun sonucunda 28 Ekim'deki FOMC toplantısında 25 baz puanlık faiz artışı beklentisi hafta başındaki yaklaşık yüzde 70 seviyesinden yüzde 25'e kadar geriledi.
Piyasa beklentileri büyük ölçüde aralık ayına kayarken, 9 Aralık toplantısında faiz artırımı ihtimali yaklaşık yüzde 80 seviyesinde fiyatlanıyor.
Yatırımın Yeni Adı Paratron ile Siz de Kazanmaya Başlayın!
Bugünün en önemli gündem maddesi, ABD Çalışma Bakanlığı tarafından açıklanacak eylül ayı istihdam raporu olacak.
Piyasa beklentilerine göre; tarım dışı istihdamın 90 bin kişi artması, işsizlik oranının ise yüzde 4,1 seviyesinde kalması bekleniyor.
Ücret artışları da Fed'in enflasyon görünümü açısından yakından takip edilecek.
İstihdam ve ücretlerde beklentilerin üzerinde bir sonuç, enflasyon endişelerini yeniden artırarak tahvil faizleri ile dolar üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabilir. Daha zayıf bir istihdam görünümü ise Fed'in faiz politikası açısından farklı bir fiyatlamaya neden olabilir.
Bu nedenle veri sonrasında piyasalarda yüksek oynaklık görülmesi mümkün.
ABD 10 yıllık tahvil faizi yüzde 5,34 seviyesini gördükten sonra yüzde 5,25 civarına geriledi. ABD borsaları günü sınırlı yükselişlerle tamamlarken, Asya piyasalarında satış baskısı öne çıktı.
Japonya'da çekirdek tüketici enflasyonunun son 10 ayın en yüksek seviyesine çıkması, faiz artışı beklentilerini yeniden gündeme getirdi. Nikkei endeksi yaklaşık yüzde 1 gerilerken Hong Kong'da kayıplar yüzde 2,5'i aştı.
Avrupa tarafında Fransa'nın bütçe görünümüne ilişkin endişeler tahvil piyasasına yansıdı. Fransa ile Almanya'nın 10 yıllık tahvil faizleri arasındaki fark 140 baz puanın üzerine çıkarak 2012'den bu yana en yüksek seviyeye ulaştı.
Euro/dolar paritesi 1,1250 seviyesine gerilerken, Dolar Endeksi (DXY) 102 seviyesinin üzerine çıkarak Nisan 2025'ten bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.
Orta Doğu'daki askeri hareketlilik ve Çin'in petrol ürünleri ihracatını durdurması enerji fiyatlarının yüksek kalmasına neden oluyor.
Brent petrolün varil fiyatı 102 doların üzerinde işlem görüyor.
Enerji fiyatlarının yüksek seyretmesi, küresel enflasyon görünümü açısından da önemini koruyor. Tahvil faizlerindeki yükselişle birlikte petrol fiyatlarındaki hareket, merkez bankalarının önümüzdeki dönemdeki kararları açısından yakından izleniyor.
Altının ons fiyatı 4.175 dolar, gümüş ise yaklaşık 61 dolar seviyesinde bulunuyor. Bitcoin ise 85 bin dolar civarında işlem görüyor.
Türkiye'de piyasaların ana gündem maddesi fon krizinin yansımaları olmaya devam ediyor.
SPK'nın yol haritasını açıklamasının ardından Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de yaptığı açıklamalarda gelişmelerin sistemik bir risk oluşturmadığını belirtti.
Önceki günlerdeki satış baskısının ardından Borsa İstanbul'da tepki alımları görüldü. BIST 100 endeksi günü yüzde 2,5 yükselişle tamamlarken bankacılık endeksindeki artış yüzde 2 oldu.
Piyasanın bundan sonraki seyrinde fon tasfiye sürecinin nasıl ilerleyeceği ve yatırımcıların güveninin ne ölçüde yeniden tesis edileceği önem taşıyacak.
İTO verilerine göre; İstanbul'da tüketici fiyatları eylül ayında aylık yüzde 2,11 arttı.
Yıllık İstanbul enflasyonu ise yüzde 35'ten yüzde 33,6'ya gerileyerek Kasım 2021'den bu yana en düşük seviyeye indi.
Gözler şimdi TÜİK'in pazartesi günü açıklayacağı eylül ayı enflasyon verisine çevrildi. Piyasa beklentisi aylık TÜFE'nin yaklaşık yüzde 2,2 artması yönünde.
Bu gerçekleşirse, yıllık enflasyonun yüzde 31,5'ten yaklaşık yüzde 30,2 seviyesine gerilemesi bekleniyor.
TCMB'nin haftalık verileri de piyasalarda yakından takip ediliyor.
30 Eylül valörlü işlemlerde TCMB'nin net yabancı para pozisyonu 34,7 milyar dolar seviyesine geriledi. Son iki haftada net pozisyondaki düşüşün yaklaşık 11,4 milyar dolar olduğu hesaplanıyor.
Yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatlarında ise 25 Eylül ile sona eren haftada 1,3 milyar dolarlık artış görüldü. Son üç haftada DTH hacmindeki artış 6,2 milyar dolara ulaştı.
Yurt dışı yerleşiklerin portföyünde ise aynı hafta hisse senetlerinde 360 milyon dolarlık artış, devlet iç borçlanma senetlerinde ise 400 milyon dolarlık çıkış gerçekleşti.
USD/TRY kuru hafta sonu fonlama etkisiyle birlikte 49,13 seviyesinde işlem görüyor.
GBP/TRY 64,80, EUR/TRY ise 55,25 seviyesinde bulunuyor.
Türkiye'nin 5 yıllık CDS risk primi 257 baz puana yükselirken, 2 yıllık gösterge tahvilin bileşik faizi yüzde 40,46 seviyesinde yatay seyrediyor.
2 Ekim 2026 Cuma günü küresel piyasaların ana gündemi, ABD istihdam raporu olacak.
Takip edilecek başlıklar:
Özellikle istihdam ve ücret verilerinin beklentilerden ne kadar sapacağı, Fed'in ekim ve aralık toplantılarına ilişkin fiyatlamalar üzerinde belirleyici olabilir. Türkiye tarafında ise fon krizinin ardından piyasaların normalleşme süreci ve pazartesi açıklanacak enflasyon verisi izlenecek.