05.10.2026 08:27
Güncellenme: 06.10.2026 13:45

Küresel piyasalarda yeni haftanın ana gündeminde yüksek tahvil faizleri, jeopolitik riskler ve merkez bankalarının faiz politikaları bulunuyor. ABD'de açıklanan eylül ayı tarım dışı istihdam verisinin beklentilerin oldukça altında kalmasına rağmen tahvil faizlerinde belirgin bir geri çekilme yaşanmadı.
Eylül ayında tarım dışı istihdamın 90 bin kişi artması beklenirken, gerçekleşme 29 bin kişi oldu. Ağustos ayı verisi de aşağı yönlü revize edildi. İşsizlik oranı ise yüzde 4,1 beklentisine karşılık yüzde 4,2 olarak açıklandı.
Ücret artışlarının yıllık yüzde 3 seviyesine gerilemesi de enflasyon açısından dikkat çekti.
Normal şartlarda zayıf istihdam verisinin Fed üzerindeki faiz baskısını azaltması ve tahvil faizlerinde düşüşe yol açması beklenebilir. Ancak piyasalarda farklı bir tablo ortaya çıktı.
ABD'nin 30 yıllık tahvil faizi yüzde 5,60 civarında seyrederek son 24 yılın en yüksek seviyelerine yakın kalmaya devam ediyor.
Burada yüksek enerji fiyatları, jeopolitik riskler ve kamu borçlanmasına ilişkin endişeler önemli rol oynuyor. Piyasanın geleceğe ilişkin belirsizliği arttıkça yatırımcıların yalnızca Fed'in faiz kararına değil, tahvil arzına ve enflasyon risklerine de odaklandığı görülüyor.
Yatırımın Yeni Adı Paratron ile Siz de Kazanmaya Başlayın!
Orta Doğu'daki gelişmeler küresel piyasalar açısından yeni bir risk alanı oluşturuyor.
Yemen hükümeti ile İran destekli Husiler arasındaki çatışmaların Bab el-Mandeb çevresinde yoğunlaşması, küresel ticaret açısından kritik bir geçiş noktasında riskleri artırıyor. Reuters'ın aktardığı gelişmelere göre Husiler, Suudi Arabistan'daki Aramco tesislerine yönelik saldırılar düzenlediklerini açıkladı.
Hürmüz Boğazı'ndaki petrol taşımacılığına ilişkin risklere Bab el-Mandeb'deki gelişmelerin eklenmesi, enerji ve navlun maliyetleri açısından piyasaların yakından izleyeceği bir konu haline geliyor.
Brent petrol yeni haftaya 102 dolar civarında başlarken, enerji fiyatlarının yüksek kalması küresel enflasyon açısından önemli bir risk olmaya devam ediyor.
ABD tahvil faizlerinin yüksek seyretmesi doları desteklemeye devam ediyor.
Dolar Endeksi (DXY) 102,50 seviyesine yaklaşırken euro/dolar paritesi 1,1170 seviyelerine kadar geriledi.
Avrupa tarafında Fransa'nın mali görünümüne ilişkin endişeler de euro üzerinde baskı oluşturuyor. Fransa ile Almanya arasındaki risk göstergelerindeki farkın açılması yatırımcıların Fransız varlıklarına yönelik risk algısının yükseldiğine işaret ediyor.
Fransa'nın 5 yıllık CDS priminin 30 seviyelerinden 86'ya yükselmesi de dikkat çekiyor.
Yüksek tahvil faizleri kıymetli metaller üzerinde baskı yaratmaya devam ediyor.
Altının ons fiyatı haftayı 4.142 dolar, gümüş ise 61 dolar civarında tamamladı.
Değerli metaller uzun vadede jeopolitik riskler ve merkez bankalarının politikaları nedeniyle yakından izlenirken, kısa vadede yüksek faiz ve güçlü dolar fiyatlaması önemli bir baskı unsuru olmaya devam ediyor.
Kripto para piyasasında ise Bitcoin 86 bin dolar seviyesine yükseldi.
Türkiye piyasalarının ana gündem maddesi ise bugün açıklanacak eylül ayı enflasyon verisi olacak.
Piyasa beklentileri aylık TÜFE artışının yüzde 2 civarında gerçekleşmesi yönünde. Eylül ayında yüzde 2 civarında bir gerçekleşme, önceki yılların aynı aylarına kıyasla daha sınırlı bir artış anlamına gelecek.
Enflasyon verisi, özellikle TCMB'nin önümüzdeki dönemdeki faiz politikasına ilişkin beklentiler açısından önem taşıyor.
Dolar/TL yeni haftaya 49,15 seviyelerinde başlarken, Türkiye'nin 5 yıllık CDS primi 260 baz puan civarına yükseldi. 10 yıl ve üzeri vadeli dolar cinsi Türkiye eurobondlarında getiri ise yüzde 8 seviyesine yaklaştı.
Türkiye'de yatırımcıların odağında fon krizinin ekonomiye ve finansal piyasalara etkileri bulunuyor.
Para Piyasası Fonları'nın (PPF) büyüklüğü ağustos sonunda yaklaşık 2,1 trilyon TL seviyesindeyken, son verilere göre 1,44 trilyon TL seviyesine geriledi.
Fon piyasasındaki bu küçülme, yatırımcıların likidite tercihlerinde önemli bir değişim yaşandığını gösteriyor.
Fonlardan çıkan paranın bir bölümünün banka mevduatlarına ve dövize yönelmesi, son haftalarda TCMB'nin net döviz pozisyonundaki hareketle birlikte takip ediliyor.
Fon krizinin uzaması halinde yalnızca finansal piyasalar değil, tüketim ve iç talep üzerinde oluşabilecek etkiler de önem kazanabilir. Bununla birlikte, fon sektöründeki sorunların sektörün tamamına yayılmadığı ve önemli bölümünün faaliyetlerine devam ettiği yönündeki açıklamalar da dikkate alınıyor.
Borsa İstanbul'da yeni haftada fon krizine ilişkin gelişmeler ve enflasyon verisi takip edilecek.
Geçtiğimiz hafta yaşanan sert satışların ardından piyasanın önündeki en önemli konu, tepki hareketinin kalıcı olup olmayacağı olacak.
Yüksek CDS, yüksek tahvil faizleri ve 49 seviyesinin üzerindeki dolar/TL kuru Borsa İstanbul açısından risk unsuru olmayı sürdürüyor.
Buna karşılık enflasyonun beklentiler doğrultusunda veya daha düşük gelmesi, TCMB'nin gelecekteki faiz politikasına ilişkin beklentileri destekleyebilir.
Zayıf ABD istihdam verisi sonrasında Fed'in ekim toplantısına ilişkin faiz artışı beklentileri geriledi.
Piyasa fiyatlamalarına göre; 28 Ekim'deki FOMC toplantısında faizlerin sabit tutulma ihtimali yüzde 82 seviyesine çıkarken, aralık toplantısında faiz artırımı ihtimali yaklaşık yüzde 84 olarak fiyatlanıyor.
Bu tablo, piyasanın faiz artışının tamamen gündemden çıkmasından ziyade ekimden aralık ayına ötelenen bir sıkılaşma beklentisi taşıdığını gösteriyor.
ABD'de haftanın son işlem gününün pozitif tamamlanmasının ardından Asya piyasalarında da yeni haftaya alıcılı başlangıç görüldü.
Japonya'nın Nikkei endeksi yaklaşık yüzde 2,5 yükselirken, Tayvan borsasında yükseliş yüzde 2,6 seviyesine ulaştı.
Yapay zeka ve çip şirketlerine gelen alımlar teknoloji hisselerini desteklerken, ABD'deki zayıf istihdam verisinin Fed'in kısa vadede faiz artıracağı beklentisini azaltması da risk iştahına katkı sağladı.
İngiltere'de Başbakan Andy Burnham'ın Brexit sonrasında Avrupa Birliği ile ilişkilerin yeniden değerlendirilmesi gerektiğine yönelik açıklamaları ekonomik gündemin önemli başlıklarından biri oldu.
Burnham, İngiltere'nin AB ile ilişkilerinde tek pazar veya gümrük birliği gibi seçeneklerin yanı sıra yeniden AB üyeliğinin de değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Ancak bunun kısa vadeli bir karar olmadığı ve gelecekteki seçeneklerin ele alınması gerektiği vurgulandı.
Reuters'ın aktardığı bir değerlendirmede, Brexit'in İngiltere ekonomisinin AB'de kalması senaryosuna kıyasla yüzde 6-8 daha küçük olmasına yol açmış olabileceği belirtiliyor. Bu oran, çalışmaya ve kullanılan karşılaştırma yöntemine dayalı bir tahmin olarak değerlendirilmeli.
Finans dünyasında dikkat çeken bir diğer gelişme ise Revolut'un hızlı büyümesi.
Reuters'a göre dijital banka 80 milyon müşteriye ulaşırken özel piyasa değerlemesi 115 milyar dolara çıktı. Şirketin büyümesi geleneksel bankacılığa alternatif dijital finans modelinin ulaştığı ölçeği gösteriyor.
Ancak Revolut açısından bundan sonraki önemli konu yalnızca müşteri sayısını artırmak değil. Şirketin müşterilerinin daha büyük bölümünün Revolut'u ana banka hesabı olarak kullanması ve kredi faaliyetlerini büyütmesi, iş modelinin geleceği açısından önemli başlıklar arasında bulunuyor.
Brezilya'da 2026 devlet başkanlığı seçiminin ilk turunda mevcut Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva ile Flavio Bolsonaro ikinci tura kaldı. İlk turda Bolsonaro yüzde 47, Lula ise yüzde 45 oy aldı. İkinci tur 25 Ekim'de yapılacak.
Seçim sonuçlarının ardından Brezilya piyasalarında ekonomi politikalarına ilişkin beklentiler ve kamu borcunun sürdürülebilirliği yeniden gündeme geldi. Brezilya'nın kamu borcunun GSYH'ye oranı yüzde 82'nin üzerinde bulunuyor.
5 Ekim 2026 Pazartesi günü yatırımcıların radarında özellikle şu başlıklar bulunuyor:
Özetle: Yeni haftaya küresel piyasalarda yüksek faiz, güçlü dolar ve 100 doların üzerindeki petrol fiyatıyla giriliyor. Türkiye'de ise fon krizinin finansal piyasalara etkisi sürerken, bugün açıklanacak TÜFE verisi hem enflasyon görünümü hem de TCMB'nin önümüzdeki dönemdeki para politikası açısından kritik olacak.