06.10.2026 08:44
Güncellenme: 07.10.2026 15:56

Küresel piyasaların ana gündeminde yüksek tahvil faizleri ve artan kamu borçlarının yarattığı baskı bulunuyor.
ABD'de 10 yıllık tahvil faizi yüzde 5,35 seviyesini aşarken, 30 yıllık tahvil faizi yüzde 5,70'e kadar yükselerek yaklaşık 24 yılın en yüksek seviyesini gördü.
ABD'nin kamu borcunun 40 trilyon doların üzerine çıkması ve borç faizlerinin yıllık maliyetinin yaklaşık 1 trilyon dolara ulaşması, tahvil piyasasındaki hareketlerin önemini artırıyor.
Uzun vadeli faizlerin yüksek kalması yalnızca kamu finansmanı açısından değil, konut, şirket ve tüketici kredileri açısından da önemli sonuçlar doğuruyor.
Yüksek kamu borcunun yönetilmesinde seçeneklerden biri, uzun vadeli faizlerin enflasyonun altında tutulması. Finans literatüründe "financial repression", yani finansal baskılama olarak adlandırılan bu yaklaşımda borcun reel değeri zaman içinde enflasyon yoluyla azaltılabiliyor.
Böyle bir senaryoda tahvillerin reel getirisi gerilerken, yatırımcıların enflasyona karşı korunmak amacıyla altın ve diğer fiziki varlıklara yönelmesi mümkün olabilir.
Ancak bunun tersine, tahvil faizlerinin enflasyondan daha hızlı yükselmesi reel faizleri artırırsa altın üzerindeki baskı da güçlenebilir.
Bu nedenle altın fiyatlarını değerlendirirken yalnızca nominal tahvil faizlerine değil, reel faizlerin yönüne de bakmak gerekiyor.
Altının ons fiyatı 4.140 dolar, gümüş ise 61 dolar civarında bulunuyor.
Yatırımın Yeni Adı Paratron ile Siz de Kazanmaya Başlayın!
Türkiye'de piyasaların gündemindeki en önemli gelişme eylül ayı enflasyon verisi oldu.
TÜFE, eylül ayında aylık bazda yüzde 1,84 arttı. Piyasa beklentisi yüzde 2 seviyesindeydi.
Böylece yıllık tüketici enflasyonu yüzde 29,73'e gerileyerek yaklaşık beş yıl sonra ilk kez yüzde 30 seviyesinin altına indi.
Enflasyondaki gerilemede iç talepteki yavaşlama da önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.
Fon krizinin ardından tüketim ve ekonomik aktivite üzerindeki baskının artması halinde iç talepteki yavaşlamanın dezenflasyon sürecine ek katkı sağlaması beklenebilir.
Enflasyon verisinin beklentilerin altında kalması, Türkiye piyasalarında faiz indirimi beklentilerini artırdı.
Piyasa beklentilerinde gözler 22 Ekim'deki TCMB Para Politikası Kurulu toplantısına çevrildi. Piyasadaki değerlendirmelerde en az 100 baz puanlık bir faiz indirimi beklentisi öne çıkıyor.
Faiz indirimi beklentisi özellikle bankacılık hisselerine yansıdı. Borsa İstanbul'da bankacılık endeksi günü yüzde 3'e yakın yükselişle tamamladı.
İki yıllık gösterge tahvilin bileşik faizi yaklaşık 75 baz puan gerileyerek yüzde 39,75 seviyesine indi. On yıllık tahvil faizi de yaklaşık 20 baz puan geriledi.
Türkiye'nin 5 yıllık CDS primi ise 258 baz puan civarında kaldı.
USD/TRY kuru 49,15 seviyesinde işlem görmeye devam ediyor.
Euro/TL ise euro/dolar paritesindeki düşüşün etkisiyle 55 seviyelerinin altına doğru geriledi.
Türkiye'nin dolar cinsi uzun vadeli eurobond getirileri ise ABD tahvil faizleri ve ülke risk priminin etkisiyle yüzde 8 seviyesine ulaştı.
Burada küresel faizlerin yüksek seyretmesi Türkiye gibi gelişmekte olan piyasalar açısından önemli bir risk olmaya devam ediyor.
Avrupa tahvil piyasasındaki hareketlilik euro üzerinde baskı yaratmaya devam ediyor.
Fransa'nın yüksek kamu borcu ve bütçe açığına ilişkin endişeler, yatırımcıların Fransız tahvillerinden uzaklaşmasına neden olurken Almanya tahvillerine olan talebi artırıyor.
Fransa ile Almanya arasındaki 10 yıllık tahvil faiz farkı, 2010-2012 Euro Bölgesi borç krizinden bu yana en yüksek seviyelere yaklaştı.
İtalya'nın Almanya ile faiz farkının da açılması, Fransa kaynaklı risklerin Avrupa piyasalarına yayılma ihtimalini gündeme getiriyor.
EUR/USD paritesi dün 1,12 seviyesinin altına gerileyerek son 17 ayın en düşük seviyesini test etti.
Brezilya'da devlet başkanlığı seçimlerinin ilk turunda Jair Bolsonaro'nun yüzde 47, Luiz Inacio Lula da Silva'nın ise yüzde 45 oy alması piyasalar tarafından yakından takip edildi.
İlk tur sonucunun ardından Brezilya borsasında yüzde 9'a yakın yükseliş görülürken, Brezilya reali dolar karşısında yüzde 4'ten fazla değer kazandı.
Brezilya'da seçim henüz tamamlanmış değil. Bolsonaro ile Lula, 25 Ekim'deki ikinci turda yarışacak.
Seçim sonucunun ekonomi politikaları, kamu harcamaları ve mali disiplin üzerindeki etkileri piyasa açısından önümüzdeki dönemde de takip edilecek.
ABD hisse senetlerinde yapay zeka ve teknoloji şirketleri öncülüğünde pozitif görünüm devam ediyor.
Nasdaq endeksi, zayıf istihdam verisinin Fed'in ekim ayında faiz artıracağı beklentisini azaltmasının da etkisiyle rekor seviyede kapanış gerçekleştirdi.
Yapay zeka sektörünün önde gelen şirketlerinden Nvidia yüzde 2'nin üzerinde yükselerek piyasa değerini 5,76 trilyon dolar seviyesine taşıdı.
Asya piyasalarında da genel olarak pozitif hava etkili olurken, Güney Kore borsası diğer piyasalardan ayrıştı.
Ancak hisse senetlerindeki iyimserliğe tahvil piyasasındaki hareketlerin eşlik etmemesi dikkat çekiyor. Yüksek tahvil faizleri, küresel risk iştahı açısından önemli bir karşı unsur olmayı sürdürüyor.
Brent petrolün varil fiyatı 100 dolar civarında dengeleniyor.
Yüksek enerji fiyatları, özellikle Avrupa başta olmak üzere ithalatçı ekonomilerde enflasyon baskısının yeniden güçlenmesi riskini artırıyor.
Petrol fiyatlarının yüksek tahvil faizleriyle aynı anda yükselmesi, merkez bankalarının para politikası açısından da önemli bir risk oluşturuyor.
Kripto para piyasasında ise Bitcoin 86 bin dolar seviyesinin hemen altında işlem görüyor. BTCXAU paritesinde de Bitcoin lehine hareket devam ediyor.
Nobel Ödülleri haftası da başladı.
Tıp veya Fizyoloji alanında 2026 Nobel Ödülü Karl Deisseroth, Peter Hegemann ve Georg Nagel'e optogenetik alanındaki çalışmaları nedeniyle verildi.
Nobel haftasında bugün Fizik, ardından Kimya, Edebiyat ve Barış ödülleri açıklanacak.
Ekonomi alanındaki Nobel Ödülü ise 12 Ekim Pazartesi günü açıklanacak.
6 Ekim 2026 Salı günü yatırımcıların takip edeceği başlıklar şöyle:
Özetle: Küresel piyasalarda yüksek tahvil faizleri ve Avrupa'daki siyasi-mali belirsizlikler risk yaratmaya devam ederken, Türkiye'de tablo farklılaşıyor. Yüzde 29,73'e gerileyen yıllık enflasyon, TCMB'nin ekim ayında faiz indirimine gidebileceği beklentisini güçlendirdi. Önümüzdeki dönemde hem Borsa İstanbul hem de tahvil piyasasının yönünde TCMB'nin vereceği mesajlar belirleyici olacak.